Almanya, nüfusuna göre, dünyada en çok yeni kitap yayınlanan ülkelerden biridir. Geçen yıl yayınlanan yeni kitapların toplam sayısı  seksen bin kadardır. Türkiye’de bir yılda yayınlanandan çok kitap, Almanya’da bir ayda yayınlanmaktadır.

Almanya, yayınlanan günlük gazete, haftalık dergi ve diğer  yazılı basın organlarının toplam tirajı bakımından da dünyanın önde gelen ülkelerinden biridir.

Buna rağmen Almanya’da bilimsel araştırmaların ortaya koyduğu önemli bir sorun var:  Gençler ve öğrenciler arasında  okuma alışkanlığı, okuma sevgisi giderek azalıyor. Toplum genelinde kitap, gazete, dergi vb. tüketimi düşüyor.

Birçok günlük gazete, süreli basım organları trajı düştüğü için, ekonomik sıkıntı içinde. Kimi gazeteler işçi çıkarıyor. Birçok basımevi kapanıyor. Yayınevleri ayakta kalma mücadelesi veriyor.

Özellikle çocuklar ve  gençler arasında okuma sevgisinin zayıflaması; toplumun geleceği, ülkenin kültür, bilim, sanat dünyasında açacağı yaralar bakımından eğitimcileri düşündürüyor.

 Yapılan araştırmalara göre, ana babaların dörtte biri çocuklarının okuma alışkanlığını geliştirmek, kitap okumaya teşvik etmek için çaba gösteriyor. Oysa on yıl önce, ana babaların yarısı çocuklarına okuma alışkanlığı kazandırmaya uğraşıyordu.

Araştırma sonuçlarına göre, Almanya’da ilkokul öğrencileri günde ortalama iki saat televizyon karşısında oturmakta ve ortalama sadece on beş dakika okumaktadır.

Televizyonun yanına bilgisayar oyunlarına ayrılan zamanı da eklersek ilkokul çocuklarının beyinlerinin nasıl yorulduğu daha iyi anlaşılabilir.

Okuma alışkanlığı, Türkiye kökenli göçmen çocukları arasında, Alman çocuklarına oranla daha da düşüktür. Türkiyeli  göçmenler arasında, hayatında hiç kitap okumamış, bir kere bile para verip kitap almamış ana baba çoktur.

Fakat Almanya’daki Türkiyeliler arasında okuma oranının neden bu kadar düşük olduğunu araştıran özel bilimsel çalışmalar ne yazık ki yoktur. Bu nedenle konuyu incelerken Almanya genelinde yapılmış araştırma verilerine dayanıyorum.

Okuma sevgisi nasıl yaygınlaştırılabilir?

Bir toplumda okuma alışkanlığını, okuma sevgisini yaygınlaştırmanın  temel şartı gerçek anlamda düşünce ve ifade özgürlüğünün hayata geçirilmesidir.

Düşünce özgürlüğünün; düşündüğünü korkmadan, sansürlemeden ifade etme ve kormadan yayınlama özgürlüğünün olmadığı bir ülkede çocuklara okuma sevgisi yeterince verilemez.

Kitabın sakıncalı suç aletleri arasında sayıldığı; kitapların yasaklanıp imha edildiği; yazarların düşüncelerinden dolayı cezalandırıldığı  bir ülkede çocuklara, gençlere okuma sevgisi kazandırmak çok zordur. Böyle ülkeler, öncelikle düşünce ve ifade özgürlüğünü; temel hak ve özgürlükleri hayata geçirmek zorundadırlar.

Almanya, düşünce ve ifade özgürlüğünün birey ve toplum yaşamında gerçekten uygulanabildiği bir ülkedir. Şu anda, Almanya’da düşüncesinden dolayı yargılanan, hapise atılan tek bir yazar, şair, bilim adamı, araştırmacı vb. yoktur.

Okuma alışkanlığını ve sevgisini öğrencilere kazandırmanın  baş şartlarından birisi de bizzat tek tek öğretmenlerin okumayı sevmeleri, okuma alışkanlığına sahip olmalarıdır. Okumayan bir öğretmen öğrencilerine okumayı sevdiremez.

Bilgili, nitelikli, sabırlı ve mesleğini seven insanlar olarak yetiştirilen öğretmenler, meraklı, araştırıcı, soran, sorgulayan ve okuyan öğrenciler yetiştirebilir.

Almanya’da okuma sevgisini ve okuma alışkanlığını çocuklar ve gençler arasında yaygınlaştırmanın toplumsal, kültürel ve siyasal temeli vardır.

İşte bu temel üzerinde, öğretmenler, eğitimciler, kültür ve sanat çevreleri okuma sevgisini geliştirecek projeler üretmekte, yeni yöntemler geliştirmeye çalışmaktadırlar.

Ben bu yazımda, çalıştığım ilkokularda okuma sevgisini geliştirmek; okuma alışkanlığını kazandırmak için öğretmenler kurulu kararıyla uygulanan yöntemlerden, verilen emeklerden kısaca söz etmek istiyorum.

İlkokullarda okuma alışkanlığını kazandırmak için neler yapılıyor?

PISA Araştırması ile ilkokul öğrencileri arasında okuma yeteneğinin geriliğine ve okuma alışkanlığı seviyesinin düşüklüğüne bilimsel olarak dikkat çekildi.

Bunun üzerine Kültür Bakanlığı harekete geçti. Daha ayrıntılı araştırmalar yapıldı.  Okuma alışkanlığını artıracak önlemler uygulamaya kondu. Bu önlemleri hayata geçirmek için eğitim sorumluları, öğretmenler, yöneticiler çeşitli kurslar, seminerler ile bilgilendirildi.

 Konu, her okulun öğretmeler kurulunda defalarca tartışıldı. Öğretmenler kurulu okuma alışkanlığını daha iyi nasıl kazandırılabileceğini araştırmak için özel çalışma gruplarını görevlendirdi. Bu araştırmalar tartışılıp karara bağlandı.

Okullar bu konuda birbiriyle bilgi ve deney iletişim ağı kurdu.

AMAÇ: Öğrencilerin, zorlamadan okumasını ve okuduğu metnin içeriğini hızla kavramasını sağlayacak beyinsel yeteneklerini geliştirmektir. Çocuk beyni, ancak sevgi ve güven ortamında sağlıklı gelişebilir.

O halde, okumak öğrenciler için sıkıcı, zorlayıcı, not korkusu ile yapılan bir iş olmaktan çıkarılmalıdır. Okumak, her öğrencinin yeteneğine göre, severek yaptığı bir iş haline getirilmelidir.

İlkokul öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmada, öğrencilerin oturarak değil karınları üzerine yatarak ya da yan gelip uzanarak okumayı tercih ettikleri görülmüştür. Ayrıca ilkokul öğrencileri okumak için rahat ve sıcak bir köşe istemektedirler.

Bunun için sınıf düzeyinde neler yapılıyor?

    Her sınıfın arka tarafında bir okuma köşesi yapıldı. Bu okuma köşelerine koltuklar, yer halıları kondu. İsteyen öğretmenler bu köşeyi öğrencilerin ders saati içinde uzanıp yatarak kitap okuyabileceği biçimde düzenledi. Koltuğun üstüne pembe tülden cibindirik örttüler. Böylece, dersini erken kavrayan, soruları erken cevaplayan öğrenciler öğretmenden izin alarak, okuma köşesine giderek, cibindirik altındaki koltuğa uzanıp istediği bir kitabı okuması mümkün oldu.

      Okuma köşeleri öğrencilerin yaşına, ilgisine, ünitelere ve sınıftaki çok kültürlü, çok renkli duruma uygun; albenisi olan, içerik ve biçim yönünden kaliteli kitaplarla dolduruldu

     Okuma köşelerine aynı zamanda sınıfa uygun oyuncaklar da kondu. Öğrenciler okuma ile oyunu bir arada sürdürebiliyorlar

       İsteyen öğrenciler ikili okuma da yapabiliyor. Bir kitabı beraber okuyup, birlikte konuşabiliyorlar

      Öğrenciler, okuma köşesine konulacak kitapların seçimine katılıyor. Öğretmen ya da okul idaresi öğrencileri yok sayarak, üstten gelen emre göre ya da üsttekilerin gözüne girmek için kitap alıp, okuma köşesine koymuyor

Okuma sevgisini ve okuma yeteneğini geliştirmek için ilkokul düzeyinde neler yapılıyor?

 

        Öğretmenler okuma konusunda meslek için eğitimden geçiriliyor

      Velilere yönelik, okuma sevgisini geliştirici ortak çalışmalar yapılıyor. Velilere, evde çocuklarına okuyabilecekleri kitaplar tavsiye ediliyor. Böylece veliler de okumaya teşvik ediliyor

·        Öğrenciler okul dışındaki kütüphanelere, kitapevlerine götürülüyor. Çocuklar kütüphanelere alıştırılıyor

·        Okula yazarlar davet ediliyor. Okulda sınıflara göre okuma günleri düzenleniyor. Öğrenciler yazarlarla tanıştırılıyor. Öğrenciler yazarlara sorular soruyor

·        Her yıl, okulda kitap sergisi ve kitap pazarı kuruluyor. Yayınevleri kitaplarını okula getirip sergiliyor. Öğretmenler ve yayıncılar kitapları öğrencilere ve velilere tanıtıyor. Öğrenciler istediği kitapları hemen orada ısmarlayabiliyor. Öğretmen öğrencisinin hangi kitabı aldığını bilerek, daha sonra okuyup okumadığını denetleyebiliyor

·        Anadil dersine katılan öğrenci başına eğitim bakanlığı, 12.85 Euro ders ve okuma kitabı parası veriyor. Bu paralarla her yıl Anadil Dersi ile ilgili kitaplar alınarak, anadil sınıfı kitaplığı oluşturuluyor

·        Öğrencilerin sadece okuma değil, aynı zamanda yazma yeteneklerini geliştirici yöntemler uygulanıyor. Bu amaçla okul dergisi yayınlanıyor. İlkokul öğrencilerinin şiir, kısa öykü yazmaları; resim çizmeleri teşvik ediliyor

·        Öğrencilerin okuma heyecanını artırıcı eğitim yöntemleri uygulanıyor. Kültürel, sanatsal etkinlikler hayata geçiriliyor. Okul düzeyinde okuma yarışmaları, okuma akşamları ve okuma bayramları yapılıyor. Bütün etkinliklerde öğrencilerin özgür yaratıcılıkları, çocuk beyinlerinin serbestçe, korkmadan sağlıklı çalışması esas alınıyor

Sonuç:

Almanya’da öğrenciler ve gençler arasında giderek gerileyen okuma sevgisini ve okuma alışkanlığını artırmak her düzeydeki okulların başlıca görevlerindendir. Okuma sevgisi, okul ve ailenin ortak çalışmalarıyla geliştirilebilir. Okuyan öğrenci, başkalarının bilgi ve deneylerini paylaşan öğrencidir. Okumak, sağlıklı beyin gelişiminin, geniş düşünebilmenin temellerindendir. Bu nedenle okumayı seven öğrencinin derslerdeki başarısı da artar. Okuyan öğrenci, daha iyi görür ve daha geniş düşünür.

Ağaç yaşken eğilir. Okuma sevgisi ve okuma alışkanlığı çocuklara okul öncesi yıllardan başlanarak, sabırlı, bilinçli, sevgi dolu çabalarla kazandırılabilir.

Bochum, 2005                                       Kemal Yalçın

 

Yeni Kitap

SüryanilerVeSEYFO kitap kapaklari
Bu kitabımda, dünden bugüne Süryanilerin tarihini, 1915’te SEYFO olarak adlandırılan soykırım sırasında Süryanilerin başlarına gelenleri... [Devam]

Özyaşam

kemalyalcin1
Kemal Yalçın, 05.09.1952 günü Denizli'nin Honaz bucağında doğdu. Isparta Gönen Öğretmen Okulu'nda okudu. İstanbul Çapa...[Devam oku]

 

Kitaplar

books 1149959 1920
İlk şiirimi 1964 yılında, Isparta Gönen Öğretmen Okulu birinci sınıf öğrencisi iken yazmıştım. Düzenli yazmaya 1973’de başladım. [Devam oku]

Şiirler

young girl 1149701 1920
Yazarlık hayatıma şiirle başladım. En zor günlerimde, en yalnız anlarımda, en duygusal hallerimde şiir benim elimden tuttu. [Devam oku]

Yazılar

book 1091627 1920
Şiir, öykü ve romanın dışında, düşünce ve görüşlerimi deneme, makale, gazete yazısı biçimlerinde dile getiriyorum. [Devam oku]

Yazarlar

fgd
Bu dünya gelimli gidimli bir dünya. Sevgili dostlarımı, değerli yazar arkadaşlarımı birer birer sonsuzluğa uğurladık. Onları bu sayfada... [Devam oku]

Almanya, nüfusuna göre, dünyada en çok yeni kitap yayınlanan ülkelerden biridir. Geçen yıl yayınlanan yeni kitapların toplam sayısı  seksen bin kadardır. Türkiye’de bir yılda yayınlanandan çok kitap, Almanya’da bir ayda yayınlanmaktadır.

Almanya, yayınlanan günlük gazete, haftalık dergi ve diğer  yazılı basın organlarının toplam tirajı bakımından da dünyanın önde gelen ülkelerinden biridir.

Buna rağmen Almanya’da bilimsel araştırmaların ortaya koyduğu önemli bir sorun var:  Gençler ve öğrenciler arasında  okuma alışkanlığı, okuma sevgisi giderek azalıyor. Toplum genelinde kitap, gazete, dergi vb. tüketimi düşüyor.

Birçok günlük gazete, süreli basım organları trajı düştüğü için, ekonomik sıkıntı içinde. Kimi gazeteler işçi çıkarıyor. Birçok basımevi kapanıyor. Yayınevleri ayakta kalma mücadelesi veriyor.

Özellikle çocuklar ve  gençler arasında okuma sevgisinin zayıflaması; toplumun geleceği, ülkenin kültür, bilim, sanat dünyasında açacağı yaralar bakımından eğitimcileri düşündürüyor.

 Yapılan araştırmalara göre, ana babaların dörtte biri çocuklarının okuma alışkanlığını geliştirmek, kitap okumaya teşvik etmek için çaba gösteriyor. Oysa on yıl önce, ana babaların yarısı çocuklarına okuma alışkanlığı kazandırmaya uğraşıyordu.

Araştırma sonuçlarına göre, Almanya’da ilkokul öğrencileri günde ortalama iki saat televizyon karşısında oturmakta ve ortalama sadece on beş dakika okumaktadır.

Televizyonun yanına bilgisayar oyunlarına ayrılan zamanı da eklersek ilkokul çocuklarının beyinlerinin nasıl yorulduğu daha iyi anlaşılabilir.

Okuma alışkanlığı, Türkiye kökenli göçmen çocukları arasında, Alman çocuklarına oranla daha da düşüktür. Türkiyeli  göçmenler arasında, hayatında hiç kitap okumamış, bir kere bile para verip kitap almamış ana baba çoktur.

Fakat Almanya’daki Türkiyeliler arasında okuma oranının neden bu kadar düşük olduğunu araştıran özel bilimsel çalışmalar ne yazık ki yoktur. Bu nedenle konuyu incelerken Almanya genelinde yapılmış araştırma verilerine dayanıyorum.

Okuma sevgisi nasıl yaygınlaştırılabilir?

Bir toplumda okuma alışkanlığını, okuma sevgisini yaygınlaştırmanın  temel şartı gerçek anlamda düşünce ve ifade özgürlüğünün hayata geçirilmesidir.

Düşünce özgürlüğünün; düşündüğünü korkmadan, sansürlemeden ifade etme ve kormadan yayınlama özgürlüğünün olmadığı bir ülkede çocuklara okuma sevgisi yeterince verilemez.

Kitabın sakıncalı suç aletleri arasında sayıldığı; kitapların yasaklanıp imha edildiği; yazarların düşüncelerinden dolayı cezalandırıldığı  bir ülkede çocuklara, gençlere okuma sevgisi kazandırmak çok zordur. Böyle ülkeler, öncelikle düşünce ve ifade özgürlüğünü; temel hak ve özgürlükleri hayata geçirmek zorundadırlar.

Almanya, düşünce ve ifade özgürlüğünün birey ve toplum yaşamında gerçekten uygulanabildiği bir ülkedir. Şu anda, Almanya’da düşüncesinden dolayı yargılanan, hapise atılan tek bir yazar, şair, bilim adamı, araştırmacı vb. yoktur.

Okuma alışkanlığını ve sevgisini öğrencilere kazandırmanın  baş şartlarından birisi de bizzat tek tek öğretmenlerin okumayı sevmeleri, okuma alışkanlığına sahip olmalarıdır. Okumayan bir öğretmen öğrencilerine okumayı sevdiremez.

Bilgili, nitelikli, sabırlı ve mesleğini seven insanlar olarak yetiştirilen öğretmenler, meraklı, araştırıcı, soran, sorgulayan ve okuyan öğrenciler yetiştirebilir.

Almanya’da okuma sevgisini ve okuma alışkanlığını çocuklar ve gençler arasında yaygınlaştırmanın toplumsal, kültürel ve siyasal temeli vardır.

İşte bu temel üzerinde, öğretmenler, eğitimciler, kültür ve sanat çevreleri okuma sevgisini geliştirecek projeler üretmekte, yeni yöntemler geliştirmeye çalışmaktadırlar.

Ben bu yazımda, çalıştığım ilkokularda okuma sevgisini geliştirmek; okuma alışkanlığını kazandırmak için öğretmenler kurulu kararıyla uygulanan yöntemlerden, verilen emeklerden kısaca söz etmek istiyorum.

İlkokullarda okuma alışkanlığını kazandırmak için neler yapılıyor?

PISA Araştırması ile ilkokul öğrencileri arasında okuma yeteneğinin geriliğine ve okuma alışkanlığı seviyesinin düşüklüğüne bilimsel olarak dikkat çekildi.

Bunun üzerine Kültür Bakanlığı harekete geçti. Daha ayrıntılı araştırmalar yapıldı.  Okuma alışkanlığını artıracak önlemler uygulamaya kondu. Bu önlemleri hayata geçirmek için eğitim sorumluları, öğretmenler, yöneticiler çeşitli kurslar, seminerler ile bilgilendirildi.

 Konu, her okulun öğretmeler kurulunda defalarca tartışıldı. Öğretmenler kurulu okuma alışkanlığını daha iyi nasıl kazandırılabileceğini araştırmak için özel çalışma gruplarını görevlendirdi. Bu araştırmalar tartışılıp karara bağlandı.

Okullar bu konuda birbiriyle bilgi ve deney iletişim ağı kurdu.

AMAÇ: Öğrencilerin, zorlamadan okumasını ve okuduğu metnin içeriğini hızla kavramasını sağlayacak beyinsel yeteneklerini geliştirmektir. Çocuk beyni, ancak sevgi ve güven ortamında sağlıklı gelişebilir.

O halde, okumak öğrenciler için sıkıcı, zorlayıcı, not korkusu ile yapılan bir iş olmaktan çıkarılmalıdır. Okumak, her öğrencinin yeteneğine göre, severek yaptığı bir iş haline getirilmelidir.

İlkokul öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmada, öğrencilerin oturarak değil karınları üzerine yatarak ya da yan gelip uzanarak okumayı tercih ettikleri görülmüştür. Ayrıca ilkokul öğrencileri okumak için rahat ve sıcak bir köşe istemektedirler.

Bunun için sınıf düzeyinde neler yapılıyor?

    Her sınıfın arka tarafında bir okuma köşesi yapıldı. Bu okuma köşelerine koltuklar, yer halıları kondu. İsteyen öğretmenler bu köşeyi öğrencilerin ders saati içinde uzanıp yatarak kitap okuyabileceği biçimde düzenledi. Koltuğun üstüne pembe tülden cibindirik örttüler. Böylece, dersini erken kavrayan, soruları erken cevaplayan öğrenciler öğretmenden izin alarak, okuma köşesine giderek, cibindirik altındaki koltuğa uzanıp istediği bir kitabı okuması mümkün oldu.

      Okuma köşeleri öğrencilerin yaşına, ilgisine, ünitelere ve sınıftaki çok kültürlü, çok renkli duruma uygun; albenisi olan, içerik ve biçim yönünden kaliteli kitaplarla dolduruldu

     Okuma köşelerine aynı zamanda sınıfa uygun oyuncaklar da kondu. Öğrenciler okuma ile oyunu bir arada sürdürebiliyorlar

       İsteyen öğrenciler ikili okuma da yapabiliyor. Bir kitabı beraber okuyup, birlikte konuşabiliyorlar

      Öğrenciler, okuma köşesine konulacak kitapların seçimine katılıyor. Öğretmen ya da okul idaresi öğrencileri yok sayarak, üstten gelen emre göre ya da üsttekilerin gözüne girmek için kitap alıp, okuma köşesine koymuyor

Okuma sevgisini ve okuma yeteneğini geliştirmek için ilkokul düzeyinde neler yapılıyor?

 

        Öğretmenler okuma konusunda meslek için eğitimden geçiriliyor

      Velilere yönelik, okuma sevgisini geliştirici ortak çalışmalar yapılıyor. Velilere, evde çocuklarına okuyabilecekleri kitaplar tavsiye ediliyor. Böylece veliler de okumaya teşvik ediliyor

·        Öğrenciler okul dışındaki kütüphanelere, kitapevlerine götürülüyor. Çocuklar kütüphanelere alıştırılıyor

·        Okula yazarlar davet ediliyor. Okulda sınıflara göre okuma günleri düzenleniyor. Öğrenciler yazarlarla tanıştırılıyor. Öğrenciler yazarlara sorular soruyor

·        Her yıl, okulda kitap sergisi ve kitap pazarı kuruluyor. Yayınevleri kitaplarını okula getirip sergiliyor. Öğretmenler ve yayıncılar kitapları öğrencilere ve velilere tanıtıyor. Öğrenciler istediği kitapları hemen orada ısmarlayabiliyor. Öğretmen öğrencisinin hangi kitabı aldığını bilerek, daha sonra okuyup okumadığını denetleyebiliyor

·        Anadil dersine katılan öğrenci başına eğitim bakanlığı, 12.85 Euro ders ve okuma kitabı parası veriyor. Bu paralarla her yıl Anadil Dersi ile ilgili kitaplar alınarak, anadil sınıfı kitaplığı oluşturuluyor

·        Öğrencilerin sadece okuma değil, aynı zamanda yazma yeteneklerini geliştirici yöntemler uygulanıyor. Bu amaçla okul dergisi yayınlanıyor. İlkokul öğrencilerinin şiir, kısa öykü yazmaları; resim çizmeleri teşvik ediliyor

·        Öğrencilerin okuma heyecanını artırıcı eğitim yöntemleri uygulanıyor. Kültürel, sanatsal etkinlikler hayata geçiriliyor. Okul düzeyinde okuma yarışmaları, okuma akşamları ve okuma bayramları yapılıyor. Bütün etkinliklerde öğrencilerin özgür yaratıcılıkları, çocuk beyinlerinin serbestçe, korkmadan sağlıklı çalışması esas alınıyor

Sonuç:

Almanya’da öğrenciler ve gençler arasında giderek gerileyen okuma sevgisini ve okuma alışkanlığını artırmak her düzeydeki okulların başlıca görevlerindendir. Okuma sevgisi, okul ve ailenin ortak çalışmalarıyla geliştirilebilir. Okuyan öğrenci, başkalarının bilgi ve deneylerini paylaşan öğrencidir. Okumak, sağlıklı beyin gelişiminin, geniş düşünebilmenin temellerindendir. Bu nedenle okumayı seven öğrencinin derslerdeki başarısı da artar. Okuyan öğrenci, daha iyi görür ve daha geniş düşünür.

Ağaç yaşken eğilir. Okuma sevgisi ve okuma alışkanlığı çocuklara okul öncesi yıllardan başlanarak, sabırlı, bilinçli, sevgi dolu çabalarla kazandırılabilir.

Bochum, 2005                                       Kemal Yalçın

 

-->

Dünya bizim vatanımız

Konuk Defteri

books 925891 1920
Kitaplarım, şiirlerim, edebiyat çalışmalarım hakkında okuyucularımdan, arkadaşlarımdan çeşitli mektuplar, yazılar alıyorum. Bunlardan bazılarını, uygun gördüklerimi burada yayınlıyorum. [Devam]

Eğitim

bookshelf 413705 1920
İlkokuldan sonra Isparta Gönen Öğretmen Okulu’na ve daha sonra da İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’na gittim. Toplam 10 yıl yatılı öğrenci olarak okudum. [Devam oku]

Sipariş

gifts 570821 1920
Bu web sitesinde tanıtılan kitapların tümü buradan sipariş edilebilir. İyi okumalar. [Devam]