Normal 0 21

 

Ahıska Türkleri’nin 2. Dünya Savaşı sırasındaki tehcirinin romanı

 

Kemal Yalçın

 

Fırat Sunel’in ilk romanı Salkım Söğütlerin Gölgesinde adıyla, İstanbul’da, Profil Yayınları tarafından, 2011 Ocak ayında yayınlandı ve çok kısa bir zaman içinde üç baskı yaptı. Yakınca dördüncü baskısı yayınlanacak.

Fırat Sunel, bu ilk romanında bir diplomat, bir başkonsolos olarak değil, deneyimli bir yazar, usta bir kalem olarak karşımıza çıkıyor. Romanın kurgusu, üslubu, estetik güzelliği, tanımlamalar, tasvirler, tarihi gerçeklerin öyküleştirilmesi, anlatılan olayların inandırıcılığı yazarın ustalığını ve konuya hakimiyetini gösteriyor.

Salkım Söğütlerin Gölgesinde adlı bu kitapta, 2.Dünya Savaşı döneminde, 1944 Kasımında savaşın bitimine az bir zaman kala, Gürcistan’ın Ahıska Bölgesi’nde yaşayan yüz bin kadar Ahıska Türkünün, bir gecede zorla toplanıp, karda kışta hayvan vagonlarıyla Özbekistan’ın Fergana Vadisi bölgesine tehcir edilmesi, 40 gün süren bu ölüm yolculuğu sırasında otuz bin insanın hayatını kaybetmesi; tehciri hazırlıyan olaylar, tehcir sonrasındaki gelişmeler, Ahıska Bölgesi’nde yaşayan çeşitli milliyetlerden insanların aralarındaki ilişkiler, Stalin döneminin korku rejiminin işleyişi, rejimin yıkılışı ve 65 yıl sonra Ahıska’nın durumu romanlaştırılmış.

 

Salkım Söğütlerin Gölgesinde, yüzyıllardan beri bir arada yaşamış, Gürcü, Ermeni, Yahudi, Türk, Rus, Azeri insanların arasındaki ilişkiler, dostluklar, aşklar, savaşın ortak acıları, umutlar, umutsuzlular çok boyutlu, çok yönlü olarak anlatılıyor. Ama roman sadece bunlarla sınırlı değil. Bu romanda Rusya’daki 1917 devriminden günümüze kadarki dönemin siyasi gelişmeleri, insanların hayatlarını verdikleri idealleriyle hesaplaşmaları, dünle bugünü karşılaştırmaları da anlatılıyor. Salkım Söğütlerin Gölgesinde sadece tarihi bir roman değil, tarihin acı ve az bilinen bir dönemini bize yaşatan bir roman.

Roman’ın geçtiği mekan:

Bu roman Kafkaslarda, Türkiye’nin komşusu Gürcistan’da, Ahıska Bölgesi’nde geçiyor. Yazar “Horozlar ötmeden” ve “Ahıska” adlı birinci ve ikinci bölümlerde olayların geçtiği mekanları, buralarda yaşayan insanları, halkları, dinleri önbilgi olarak okuyuculara veriyor. Okuyucuyu anlatacağı maceralara, olaylara hazırlıyor.

“Ahıska, Posof Çayı’nın Kür Çayı’na karışmadan hemen ikiye böldüğü toparlak, çorak tepelerle çevrili” bir şehirdir. Ahıska’nın ortasında Posof Çayı akar. Şehrin iki tarafını büyük bir köprü birbirine bağlar. Posof Çayı’nın sağındaki çıplak, sapsarı tepelerin üzerinde Müslüman, Hıristiyan, Yahudi mezarları yanyana yatar. Bu mezarlar Ahıska’ya tepeden bakarlar. Posof Çayı’nın solunda ise kayalık bir tepe vardır. Bu tepenin üzerinde yüzlerce yıllık surlarıyla Ahıska Kalesi bulunur. Ahıska Kalesi’nin içinde de cemaatsiz kalmış, minaresiz Ahmediye Camii ve Medresesi tarihe tanık ederler. Ahıska Kalesi’nin yukarısında ise girenin sağ çıkmadığı meşhur Ahıska Hapishanesi vardır.

Ahıska’da “kimi tek, kimi iki katlı kesme taşlardan yapılan evler, düzgün Arnavut kaldırımı sokakların iki yanına inci gibi dizilmişti. Evlerin giriş kapılarının üzerindeki üçgen sundurmaları, Ermeni demir ustalarının hünerlerini sergileyen çiçek, geyik ve kuş motifleriyle bezenmişti.  Tenekeden yağmur olukları bile özenle süslenmişti. Bu şehirde bir arada yaşayan kimi az, kimi çok Türk, Ermeni, Gürcü, Kürt, Azeri, Hemşinli, Acaralı, Terekeme, Urum ve Yahudiler kendi aralarında Osmanlı’nın mirası Anadolu Türkçesi’yle anlaşırlardı.” (s.19)

Roman, Ahıska Bögesi’de biribirine yakın komşu iki köyde yoğunlaşır. Bu köylerden biri çoğunluğu Türk olan 65-70 hanelik  Orsep Köyü’dür. Orsep Köyü, civardaki köylere göre daha yüksek bir tepenin üzerine kurulmuştur, Köyün önünde geniş çayırlar bulunur. Köy sırtını zirvesine kadar koyu yeşil renkli ladin, köknar ve çam ağaçlarıyla kaplı yüksek bir dağa yaslamıştır.

Diğeri ise, birkaç Gürcü ailenin yaşadığı, çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu Hevot Köyü’dür. Hevot Köyü’nün hemen altından, kenarında salkım söğütler bulunan Uravel Deresi akar. Kitaba adını veren dere ve salkım söğütler işte bu salkım söğütlerdir.

Roman gelişimi içinde Anadolu’ya, 1924 Türkiye-Yunanistan arasında Lozan’da imzalanmış Sözleşme ve Protokol’a göre yapılmış Türk ve Rum Nüfusun Mübadelesi ile yalnızlaşmış olan İzmir’in Urla ilçesine, Petrograt’a, Erivan’a ve sonunda Özbekistan’ın Fergana Vadisi’ne kadar uzanır.

Salkım Söğütlerin Gölgesinde, çeşitli başlıklar altında sunulan 26 bölümden meydana gelmiştir. Her bölüm kendi başına okunduğunda bütünlüklü bir öykü gibidir. Bu şekilde bölümler, sağlam pişirilmiş, usta elinden çıkmış sağlam, düzgün tuğlalara benziyor. Roman bu tuğlalarla, sistemli bir bütünlük içinde, iyi düşünülüp taşınılmış mantık zinciri ile meydana getirilmiştir. Her bölüm diğer bir bölüme içten içe bağlıdır. Olaylar sürükleyici, merak artırıcı bir biçimde anlatılmaktadır.

Roman’ın kişileri:

Roman kahramanı, Ahmet Ağa’dır. Ahmet Ağa’nın karısı Selvi Hanım sessiz durur, ama olayların gözyaşı, duygulu dünyasıdır. Ahmet Ağa’nın oğlu Mehmet, Nazi Barbarlarına karşı anavatanını savunmak için cephede bulunmaktadır. Ahmet Ağa’nın ikinci oğlu Cemil, Nino’ya aşkını söyleyemeden 17 yaşında askere alınmıştır. Zehra Ahmet Ağa’nın tek kızıdır. Kocası savaşın içindedir. Ahmet Ağa’nın elde kalan tek oğlu 10 yaşlarındaki Ömer’dir. Ömer ile Gürcü Nika kan kardeşi olmuşlardır.

Ömer ile Nika’nın kardeşliği Roman’nın kırmızı hatlarından biridir.

Ahmet Ağa’nın Rusça “Köpekçik” anlamına gelen Sabaçka adlı köpeği de Romanda önemli bir kişilik olarak yer almaktadır.

Roman’ın kahramanlarında birisi de, Orsep Köyü’nün öğretmeni, Ermeni Vitali Aramyan’dır. Muallim Vitali Efendi, çok iyi Türkçe bilir. Babası Ermeni, annesi Rustur. Amcaları bir zamanlar Güney Amerika’ya gitmişler, bir daha geri gelmemişlerdir. Vitali Aramyan, Petrograt şehrinde 1917 Devrim günlerinde yer almış, “Yoldaş Aramyan”dır.  İnanmış, zeki, yetenekli, hitabet gücü yüksek bir komünisttir. İç savaş yıllarında Beyaz Ordu’ya karşı Kızıl Ordu saflarında propagandacı olarak önemli görevler yerine getirmiştir. Bu nedenle kendisine Sovyetlerin en büyük nişanı olan Lenin Nişanı verilmiştir.

Vitali Efendi ile Ahmet Ağa arasında içten, derinden gelen bir dostluk ve vefa vardır. Bu dostluk ve karşılıklı vefa romanın başından sonuna kadar akıp gidiyor. Vitali Aramyan ile Ahmet Ağa arasındaki vefa ve dostluk Türk Ermeni dostluğuna da bir örnek teşkil etmektedir. Bu kitapta Hıristiyanlar, Ermeniler, Gürcüler aleyhinde tek bir sözcük yoktur. Tam tersine acıları paylaşmada, sevinci artırmada birbirlerine sarılırlar. Acılar da sevinçler de ortaktır.

Salkım Söğütlerin Gölgesinde, adlı bu Romanda Ahıska’nın sosyal dokusunu meydana getiren her milliyetten insanlar kendi tipleri, alışkanlıkları, düşleri, aşkları, sevdaları, vefaları, kederleri, gözyaşları ile yer almaktadır:

Bunlardan başlıcaları şunlardır: Yahudi Moşe Efendi, Singerci Ermeni Terzi, kederli Ermeni pazarcı kadın, Salkalı Rum Eleni ve Urlalı aşkı Yorgo, Kakhetyalı Giorgi, Gürcü Nika, Nika’nın babası Şota ve kimsesiz dünyalar güzeli Nino.

Bu insanlar birbirleri aleyhine tek söz etmezler. Cepheden evlat acısı haberi geldiğinde birlikte üzülürler, birlikte gözyaşı dökerler. Bu kitapta, karşılıklı hoşgörü, karşılıklı saygı ve sevgi esas alınmıştır. Kine, nefrete, ırkçılığa yer yoktur.

Roman’ın üslubu:

Yazar Fırat Sunel, romanın içeriğine uygun biçimi ve üslubu bulmuş. Öz ve biçime uygun olarak Türkçeyi ustaca kullanıyor. Türkçe onun kaleminden berrak bir su gibi şırıl şırıl akıp gidiyor. Yazar genellikle kurallı cümle kullanıyor. Yer yer yerel deyimlere, destanlara, ata sözlerine, şiirlere de romanda anlatım gücünü artırıcı edebi araçlar olarak yer veriyor. Kafdağı destanı, Zümrütüanka kuşu, mübadele öyküleri bunlara örnektir.

Yazar, hiçbir yerde kimliğini, kendi düşüncelerini, değer yargılarını, yorumlarını açıklamıyor. Roman, üçüncü tekil şahıs ağzından anlatılıyor.  Fakat bazen kişiler, “ben anlatıcı” olarak da konuşuyor. Salkım Söğütlerin Gölgesinde, adlı bu romanın gücü ve güzelliğini artıran etmenlerin başında inandırıcı, samimi anlatım tarzı geliyor.

Romanın kurgusu:

Yazar Sunel, bu ilk romanında kurguyu ustaca sergilemiş. Romanda heyecan ve gerilim yeterince var. İnsan kitaba daha ilk satırlardan itibaren kendini kaptırıyor. Romandaki akıcı, sürükleyici üslup insanı sarıp sarmalıyor. Okuyucu kendini olayların içinde hissediyor. Kitaba başladıktan sonra elden bırakmak mümkün olmuyor.

Salkım Söğütlerin Gölgesinde şu cümlelerle başlıyor:

“Tek katlı taş okulun kapısı yıkılacak gibi çaldığında gün daha ağarmamıştı. Vitali Efendi söylenerek mahmur gözlerle kapıyı açtı. Bu köyde hayat gece karanlığında başlıyordu. Horozlar bile ötmemişti.”

Son cümleler ise şunlar:

“Kahrol Stalin!”

Rahatlamıştı.  Başını kendinden de yaşlı ceviz ağacına dayadı. Gözlerini kapadı. İçini huzur kapladı. Aşağılarda, Uravel Deresi’nin kenarında, eğri salkım söğütlerin gölgesinde birbirlerine su atarak oynayan iki çocuğu görüyor, neşeli gülüşlerini duyuyordu.”

Dönüş:

Ahıska Türkleri, 1944 yılından 1991 yılına kadar tehcir edildikleri Özbekistan’da kaldılar. Kimileri Moskova’ya, Sovyetler Birliğinin çeşitli yerlerine dağılmışlardı. Ama kendi anayurtlarına dönüşleri yasaktı.

Ahıska Türkleri, tehcirin tüm acılarını, felaketlerini yaşadılar. Ama bir gün anayurtlarına geri dönme ümidini hiç kaybetmediler. Bir kısmı Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra Ahıska’ya döndü. Ama Ahıska artık, 60 yıl önceki Ahıska değildi. Ahıskalıların bazıları da Türkiye’ye geldiler. Türkiye onları belli yerlere iskan etti. Ahıskalılar, 65 yıl kopan hayatlarını sıfırdan başlayarak yeniden kurmaya çalışıyorlar.

Bu roman, Türkiye’ye yakın zamanlarda gelip yerleşen, Ahıskalıları anlamak açısında da çok önemli bir işlevi yerine getiriyor.

Salkım Söğütlerin Gölgesinde adlı bu roman,  Nazi orduları tarafından işgal edilmiş anayurtlarını savunmak için 30 milyon fazla evladını savaşta kaybetmiş bir ülkenin ve evlatları cephelerde kalmış ana babaların, eşlerin, kardeşlerin dinmeyen acılarını saygıyla anlatıyor. Aynı zamanda, cephe gerisinde olup biten çok önemli, çok acı olayları da çekinmeden, dürüstçe anlatıyor. Bir Türk yazarın, komşu ülke Gürcistan’da, Kafkaslarda  olup bitenleri böylesine hakim dille anlatması da takdire şayan bir özelliktir. Fırat Sunel, bu romanında zor işi başarıyla tamamlamış.

Kalemine, aklına, fikrine  sağlık Fırat Sunel!

Yeni kitalarınızı, romanlarınızı merakla bekliyoruz.

 

Bochum, 29 Eylül 2012,                                  Kemal Yalçın

.............................................................................................................................................................................................................

Özyaşam

Fırat Sunel, 21 Şubat 1966 yılında Ödemiş’te doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini İzmir’de tamamladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Daha sonra Almanya’da Ruhr Üniversitesi’nde master yaptı. Öğrencilik yıllarında bir dönem serbest gazetecilik yaptı.

Meslek hayatına Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nda başladı. Diplomat oldu. Bangkok, Bonn, Essen ve Tiflis’te çeşitli mevkilerde görevler yaptı.

Salkım Söğütlerin Gölgesinde adlı ilk romanını, dört yıl Müşteşar olarak çalıştığı Tiflis’te ve akabinde Kafkasya Daire Başkanlığı döneminde yazdı.

Evli, Deniz ve Ege isimli iki çocuk babası olan Fırat Sunel, halen Almanya’da Türkiye Cumhuriyeti Düsseldorf Başkonsolosu olarak çalışmaktadır.

 .......................................................................................................................................................................................................................

Yeni Kitap

SüryanilerVeSEYFO kitap kapaklari
Bu kitabımda, dünden bugüne Süryanilerin tarihini, 1915’te SEYFO olarak adlandırılan soykırım sırasında Süryanilerin başlarına gelenleri... [Devam]

Özyaşam

kemalyalcin1
Kemal Yalçın, 05.09.1952 günü Denizli'nin Honaz bucağında doğdu. Isparta Gönen Öğretmen Okulu'nda okudu. İstanbul Çapa...[Devam oku]

 

Kitaplar

books 1149959 1920
İlk şiirimi 1964 yılında, Isparta Gönen Öğretmen Okulu birinci sınıf öğrencisi iken yazmıştım. Düzenli yazmaya 1973’de başladım. [Devam oku]

Şiirler

young girl 1149701 1920
Yazarlık hayatıma şiirle başladım. En zor günlerimde, en yalnız anlarımda, en duygusal hallerimde şiir benim elimden tuttu. [Devam oku]

Yazılar

book 1091627 1920
Şiir, öykü ve romanın dışında, düşünce ve görüşlerimi deneme, makale, gazete yazısı biçimlerinde dile getiriyorum. [Devam oku]

Yazarlar

fgd
Bu dünya gelimli gidimli bir dünya. Sevgili dostlarımı, değerli yazar arkadaşlarımı birer birer sonsuzluğa uğurladık. Onları bu sayfada... [Devam oku]

Dünya bizim vatanımız

Konuk Defteri

books 925891 1920
Kitaplarım, şiirlerim, edebiyat çalışmalarım hakkında okuyucularımdan, arkadaşlarımdan çeşitli mektuplar, yazılar alıyorum. Bunlardan bazılarını, uygun gördüklerimi burada yayınlıyorum. [Devam]

Eğitim

bookshelf 413705 1920
İlkokuldan sonra Isparta Gönen Öğretmen Okulu’na ve daha sonra da İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’na gittim. Toplam 10 yıl yatılı öğrenci olarak okudum. [Devam oku]

Sipariş

gifts 570821 1920
Bu web sitesinde tanıtılan kitapların tümü buradan sipariş edilebilir. İyi okumalar. [Devam]