“Tek meyveyle bahçe olmaz!”

 

Yazan: Veli Kılınç

 

Stuttgart Alevi Kültür Merkezi’nde, 21 Haziran 2009, Pazar günü, Öğretmen- Yazar Kemal Yalçın ile “Tek meyveyle bahçe olmaz! İki dillilik zenginliktir!” şiarıyla bir okuma günü yapıldı. Bu etkinlik, önümüzdeki aylarda yapacağımız okuma günlerinin ilki oldu. İlk adımı sağlam atabilmek, iyi bir başlangıç yapabilmek amacıyla, derneğimizin Disiplin Kurulu üyeleri Veli Kılınç ile Sema Kılınç’a okuma günü hazırlama görevi verildi. Veli Kılınç,  Kemal Yalçın bağlantı kurup, okuma günü kesinleştikten sonra yoğun hazırlıklar yapıldı. İki türlü davetiye ve çağrı hazırlandı. Üyelere, çevremizdeki Alevi Kültür Merkezleri’ne, dost ve kardeş deneklere haber verildi.

Okuma gününün güzelliğini artırmak amacıyla sanatçı kardeşimiz Can Demirel davet edildi. Sema Kılınç okuma gününün şiarına uygun Can Yücel’den ve Kemal Yalçın’dan şiirleri seçti, hazırladı.

Okuma gününe yüz dolayında sanatsever dinleyici gelmişti. Salonumuz doluydu.

Okuma günümüzde, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Baden –Württemberg Teşkilatı Sekreteri Adnan Önder, Almanya Alevi Kadınlar Birliği’nden Dilek Kılınç, ATAG üyeleri, Barış Meclisi temsilcileri, Şirin Kitabevi Sahibi Hacer Şirin Tonguç, Şair Ahmet Dümrül ve İsmail Kahraman aramızdaydı.

Ayrıca Heilbronn’dan Devrim Kavallı ile Ethem Kavallı yeni doğan oğulları “Miran Hrant Kavallı” ile birlikte gelmişlerdi. Devrim Kavallı, “Ermenice olarak “Sarı Gelin” ve “Dla Yaman” türkülerini söyledi. Okuma günümüzü zenginleştirdi.

Tüm üyelerimize, konuklarımıza; sazıyla, sözüyle okuma günümüzü zenginleştiren Can Demirel’e ve Devrim-Ethem Kavallı’ya çok teşekkür ediyoruz. Dünyamıza yeni gelen Miran Hrant Kavallı’ya sağlıklı, mutlu, sevgi ve sevinç dolu uzun bir ömür diliyoruz. Analı babalı büyüsün, başı pınar ayağı göl olsun! Hayırlı uğurlu olsun!

 

 

*

Okuma günümüz Can Demirel’in sazı ve sözüyle başladı. Açış konuşmasını başkanımız İlyas Çağla yaptı. Sema Kılınç yazarımızı tanıttı. Can Yücel’in bir şiirini okudu.

Kemal Yalçın, önce Alevi inancının, felsefi görüşlerinin, gelenek ve göreneklerinin Türk edebiyatındaki, Türkiye’deki Felsefi düşüncenin gelişimi içindeki önemini anlatarak şöyle dedi:

“Osmanlı İmparatorluğu, Arapça, Farsça, Türkçe karışımı Osmanlıca’yı kullanırken, Alevi ozanları, Alevi dedeleri, Alevi şairleri Türkçe konuşarak, Türkçe söyleyerek Türkçenin bir kültür dili haline gelmesinde büyük katkıda bulundular. Yunus Emreler, Pir Sultanlar olmasaydı, bugünkü Türkçe ve bugünkü Türk edebiyatı olamazdı. İyi ki Anadolu’da, iyi ki Türkiye’de Aleviler var! Sizler Anadolu’nun , Türkiye’nin yüz akısınız!” dedi.

Kemal Yalçın, toplam 20 kitap yayınladığını, bunların beş tanesinin belgesel roman olduğunu, romanlarının canlı tarihlerin anlatımlarına dayandığını söyledikten sonra; “Geçmiş, bugünün önsözüdür! Geçmişi olmayanın geleceği de olmaz! Geşmişimizi, geçmişin tarihi olaylarını, geçmişi tekrarlamamak, büyük acıları ve felaketleri bir daha yaşamamak için tam, doğru, önyargısız olarak öğrenmek zorundayız.

Eğer son yüz yılın tarihi olaylarını tam öğrenmiş, yeni nesillere öğretmiş, bu    olaylardan ders almış olsaydık; eğer 1915’leri, 1938’leri, 1955’leri iyi öğrenebilseydik, her on yılda bir yaplan askeri darbeleri önlecek siyasal bilince ve örgütlenmelere sahip olsaydık, bu büyük acıları yaratanları bilince çıkarmış olsaydık belki de 1 Mayıs 1977 katliamını, 1978 Maraş katliamını, 1993 Sivas Madımak yangınını önleyebilirdik.” diyerek düşüncelerini özetledi.

 

Emanet Çeyiz romanı

 

Kemal Yalçın, bu açıklamalardan sonra, “Emanet Çeyiz” adlı belgesel romanının nasıl hazırladığını, nasıl yazdığını, içeriğini anlattı:

 

“Benim köyüm olan Denizli’nin Honaz bucağında 1920 yılına kadar bin kadar Rum ile, bin kadar  Türk bir arada yaşıyormuş. Dedemin bahçe komşuları Minoğlu, Sabuncuoğlu, Palaoğlu adlı Rumlarmış. Türklerle Rumlar, hamurlarını aynı sularla yuğurur, bahçelerini aynı suyla sularlarmış. İsteyen kiliseye, isteyen camiye gidermiş.

1920 yılı eylül ayında bir gecede eli silah tutan Rum erkeklerini toplayıp bilinmeyen yerlere götürmüşler. Kadınları, kızları, çocukları, yaşlıları da karakolun ahırına doldurmuşlar. Bir ay kadar Rumlar burada tutulmuş.,

Bir gün bir çığlık duyulmuş! “Cavırlar gidiyor!” demişler.

Babam o zamanlar 9-10 yaşlarındaymış. Bir müddet sonra Rum komşumuz Minoğlu’nun karısı kucağına ipek bir şitare yorgan; kızları Eleni ile Sofiya ellerinde birer çuvalla dedemin evine gelmişler. Ayşe ninem evdeymiş.

Minoğlu’nun karısı: “Ayşe Abla, biz gidiyoruz. Gidip dönememek, gelip görememek var! Bunlar kızlarımın çeyizleri! Sizde emanet kalsın! Bir gün dönersek verirsin! Dönemezsek ver bir fukaraya hayrımız olsun! Çok ekmeğini yedik birbirimizin! Hakkını helal et!” demiş, ağlaşarak birbirinden ayrılmışlar.

Dedem, ninem, annem, babam bu emanet çeyizleri 76 yıl saklamışlar.

Babam ve annem 1994 yılında, Yunanistan’a gidip Emanet Çeyiz’in sahiplerini bulmamı ve geri vermemi söylediler. Kabul ettim. 1994 yılında Atina, Selanik, Kozani, Grebena, Edessa, Plotemayda bölgesini köy köy dolaşarak Minoğluları aradım. Bulamadım. 1995 yılında Ayvalık Cunda adasından Rize’ye kadar bölgeye dağılmış 1924’de Mübadele ile Yunanistan’dan Türkiye’ye gelmiş Mübadilleri aradım. Onlarla konuştum, 1996’da tekrar Yunanistan’a gittim.

Üç yıllık aramalardan sonra Volos’da Minoğlu ailesini buldum. Emanet Çeyizleri, Sofiya’nın torunlarına teslim ettim. İşte Emanet Çeyiz bu aramaların, bu hayatın belgesel romanıdır. Emanet Çeyiz, Dostluğun, vefanın, insan sevgisinin, kardeşliğin romanıdır ”

 

Emanet Çeyiz’in aldığı ödüller

 

Kemal Yalçın, bu romanıyla 1998 Abdi İpekçi Dostluk ve Barış Özel Ödülü’nü, 1998 Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı Roman Başarı Ödülü’nü, 1999 Türkiye-Yunanistan Dostluk ve Barış Ödülü’nü ve 2000 Denizli Sanatseverler Derneği Şeref Ödülü’nü almıştır.

Yazarımız, daha sonra “Seninle Güler Yüreğim”, “Sarı Gelin/Sarı Gyalin”, “Hayatta Kalanlar” ve “Anadolu’nun Evlatları” adlı belgesel roman ve hayat hikayelerini kısaca anlattı.

Okuma gününün ikinci bölümüne Ahmet Dümrül’ün kendi kitabından okuduğu şiir ve Can Demirel’in müziğiyle başlandı.

Bu bölümde Kemal Yalçın, bir Türkçe anadili öğretmeni olarak okullarda yaşadıklarını, Amanya’daki eğitim sistemi içinde anadili eğimini ve anadili eğitiminin önemini anlattı.

Bu konudaki sözlerini şöyle özetledi:

 

“Anadili eğitimi bir insan hakkıdır. Her ana baba çocuğuna istediği anadilini öğretme hakkına sahiptir. Bu hak her hangi bir siyasi nedenle engellemez! Anadili eğitimi çocuklarda beyinsel gelişimin ve kültürel kimliğin gelişmesinin temelidir. Anadili olmadan kültürel kimlik sağlıklı bir şekilde gelişemez. Ayrıca iyi bir anadili eğitimi Almanca öğrenimini engellemez, kolaylaştırır. Bu nedenle iki dillilik zenginliktir. Bir lisan, bir insan demektir.”

Kemal yalçın bu bölümde ilkokul öğrencileri için yazıp yayınladığı Almanca-Türkçe ikidilli çocuk kitaplarından örnekler verdi.

“Dedem Almanya’ya Geldiğinde” adlı kitabından öyküler okudu.

Okuma gününün üçüncü bölümünde de Kemal Yalçın sorulara cevaplar verdi.

Kemal Yalçın konuşmasına, “Bir ülkenin içinde ne kadar dil, din, ırk, kültür varsa bu bir zenginliktir. Türkiye, Almanya ve Dünya siz Alevilerle, siz değerli canlarla güzel ve anlamlıdır. İyi ki varsınız! Tek meyveyle bahçe olmaz!” sözleriyle son verdi.

Bu okuma ve söyleşi gününün tadı damağımızda, düşünceleri aklımızda kaldı! Birbirimize doyamadık. Kemal Yalçın’ı, sonbaharda yapacağımız eğitim seminerine tekrar çağıracağız.

Çok meyveli; çok renkli, barış, kardeşlik, huzur ve güven içinde yaşanabilen bir Türkiye, bir Almanya ve bir dünya özlemiyle...

 

22 Haziran 2009,                 Stuttgart Alevi Kültür Merkezi adına Veli Kılınç

Yeni Kitap

SüryanilerVeSEYFO kitap kapaklari
Bu kitabımda, dünden bugüne Süryanilerin tarihini, 1915’te SEYFO olarak adlandırılan soykırım sırasında Süryanilerin başlarına gelenleri... [Devam]

Özyaşam

kemalyalcin1
Kemal Yalçın, 05.09.1952 günü Denizli'nin Honaz bucağında doğdu. Isparta Gönen Öğretmen Okulu'nda okudu. İstanbul Çapa...[Devam oku]

 

Kitaplar

books 1149959 1920
İlk şiirimi 1964 yılında, Isparta Gönen Öğretmen Okulu birinci sınıf öğrencisi iken yazmıştım. Düzenli yazmaya 1973’de başladım. [Devam oku]

Şiirler

young girl 1149701 1920
Yazarlık hayatıma şiirle başladım. En zor günlerimde, en yalnız anlarımda, en duygusal hallerimde şiir benim elimden tuttu. [Devam oku]

Yazılar

book 1091627 1920
Şiir, öykü ve romanın dışında, düşünce ve görüşlerimi deneme, makale, gazete yazısı biçimlerinde dile getiriyorum. [Devam oku]

Yazarlar

fgd
Bu dünya gelimli gidimli bir dünya. Sevgili dostlarımı, değerli yazar arkadaşlarımı birer birer sonsuzluğa uğurladık. Onları bu sayfada... [Devam oku]

 

“Tek meyveyle bahçe olmaz!”

 

Yazan: Veli Kılınç

 

Stuttgart Alevi Kültür Merkezi’nde, 21 Haziran 2009, Pazar günü, Öğretmen- Yazar Kemal Yalçın ile “Tek meyveyle bahçe olmaz! İki dillilik zenginliktir!” şiarıyla bir okuma günü yapıldı. Bu etkinlik, önümüzdeki aylarda yapacağımız okuma günlerinin ilki oldu. İlk adımı sağlam atabilmek, iyi bir başlangıç yapabilmek amacıyla, derneğimizin Disiplin Kurulu üyeleri Veli Kılınç ile Sema Kılınç’a okuma günü hazırlama görevi verildi. Veli Kılınç,  Kemal Yalçın bağlantı kurup, okuma günü kesinleştikten sonra yoğun hazırlıklar yapıldı. İki türlü davetiye ve çağrı hazırlandı. Üyelere, çevremizdeki Alevi Kültür Merkezleri’ne, dost ve kardeş deneklere haber verildi.

Okuma gününün güzelliğini artırmak amacıyla sanatçı kardeşimiz Can Demirel davet edildi. Sema Kılınç okuma gününün şiarına uygun Can Yücel’den ve Kemal Yalçın’dan şiirleri seçti, hazırladı.

Okuma gününe yüz dolayında sanatsever dinleyici gelmişti. Salonumuz doluydu.

Okuma günümüzde, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Baden –Württemberg Teşkilatı Sekreteri Adnan Önder, Almanya Alevi Kadınlar Birliği’nden Dilek Kılınç, ATAG üyeleri, Barış Meclisi temsilcileri, Şirin Kitabevi Sahibi Hacer Şirin Tonguç, Şair Ahmet Dümrül ve İsmail Kahraman aramızdaydı.

Ayrıca Heilbronn’dan Devrim Kavallı ile Ethem Kavallı yeni doğan oğulları “Miran Hrant Kavallı” ile birlikte gelmişlerdi. Devrim Kavallı, “Ermenice olarak “Sarı Gelin” ve “Dla Yaman” türkülerini söyledi. Okuma günümüzü zenginleştirdi.

Tüm üyelerimize, konuklarımıza; sazıyla, sözüyle okuma günümüzü zenginleştiren Can Demirel’e ve Devrim-Ethem Kavallı’ya çok teşekkür ediyoruz. Dünyamıza yeni gelen Miran Hrant Kavallı’ya sağlıklı, mutlu, sevgi ve sevinç dolu uzun bir ömür diliyoruz. Analı babalı büyüsün, başı pınar ayağı göl olsun! Hayırlı uğurlu olsun!

 

 

*

Okuma günümüz Can Demirel’in sazı ve sözüyle başladı. Açış konuşmasını başkanımız İlyas Çağla yaptı. Sema Kılınç yazarımızı tanıttı. Can Yücel’in bir şiirini okudu.

Kemal Yalçın, önce Alevi inancının, felsefi görüşlerinin, gelenek ve göreneklerinin Türk edebiyatındaki, Türkiye’deki Felsefi düşüncenin gelişimi içindeki önemini anlatarak şöyle dedi:

“Osmanlı İmparatorluğu, Arapça, Farsça, Türkçe karışımı Osmanlıca’yı kullanırken, Alevi ozanları, Alevi dedeleri, Alevi şairleri Türkçe konuşarak, Türkçe söyleyerek Türkçenin bir kültür dili haline gelmesinde büyük katkıda bulundular. Yunus Emreler, Pir Sultanlar olmasaydı, bugünkü Türkçe ve bugünkü Türk edebiyatı olamazdı. İyi ki Anadolu’da, iyi ki Türkiye’de Aleviler var! Sizler Anadolu’nun , Türkiye’nin yüz akısınız!” dedi.

Kemal Yalçın, toplam 20 kitap yayınladığını, bunların beş tanesinin belgesel roman olduğunu, romanlarının canlı tarihlerin anlatımlarına dayandığını söyledikten sonra; “Geçmiş, bugünün önsözüdür! Geçmişi olmayanın geleceği de olmaz! Geşmişimizi, geçmişin tarihi olaylarını, geçmişi tekrarlamamak, büyük acıları ve felaketleri bir daha yaşamamak için tam, doğru, önyargısız olarak öğrenmek zorundayız.

Eğer son yüz yılın tarihi olaylarını tam öğrenmiş, yeni nesillere öğretmiş, bu    olaylardan ders almış olsaydık; eğer 1915’leri, 1938’leri, 1955’leri iyi öğrenebilseydik, her on yılda bir yaplan askeri darbeleri önlecek siyasal bilince ve örgütlenmelere sahip olsaydık, bu büyük acıları yaratanları bilince çıkarmış olsaydık belki de 1 Mayıs 1977 katliamını, 1978 Maraş katliamını, 1993 Sivas Madımak yangınını önleyebilirdik.” diyerek düşüncelerini özetledi.

 

Emanet Çeyiz romanı

 

Kemal Yalçın, bu açıklamalardan sonra, “Emanet Çeyiz” adlı belgesel romanının nasıl hazırladığını, nasıl yazdığını, içeriğini anlattı:

 

“Benim köyüm olan Denizli’nin Honaz bucağında 1920 yılına kadar bin kadar Rum ile, bin kadar  Türk bir arada yaşıyormuş. Dedemin bahçe komşuları Minoğlu, Sabuncuoğlu, Palaoğlu adlı Rumlarmış. Türklerle Rumlar, hamurlarını aynı sularla yuğurur, bahçelerini aynı suyla sularlarmış. İsteyen kiliseye, isteyen camiye gidermiş.

1920 yılı eylül ayında bir gecede eli silah tutan Rum erkeklerini toplayıp bilinmeyen yerlere götürmüşler. Kadınları, kızları, çocukları, yaşlıları da karakolun ahırına doldurmuşlar. Bir ay kadar Rumlar burada tutulmuş.,

Bir gün bir çığlık duyulmuş! “Cavırlar gidiyor!” demişler.

Babam o zamanlar 9-10 yaşlarındaymış. Bir müddet sonra Rum komşumuz Minoğlu’nun karısı kucağına ipek bir şitare yorgan; kızları Eleni ile Sofiya ellerinde birer çuvalla dedemin evine gelmişler. Ayşe ninem evdeymiş.

Minoğlu’nun karısı: “Ayşe Abla, biz gidiyoruz. Gidip dönememek, gelip görememek var! Bunlar kızlarımın çeyizleri! Sizde emanet kalsın! Bir gün dönersek verirsin! Dönemezsek ver bir fukaraya hayrımız olsun! Çok ekmeğini yedik birbirimizin! Hakkını helal et!” demiş, ağlaşarak birbirinden ayrılmışlar.

Dedem, ninem, annem, babam bu emanet çeyizleri 76 yıl saklamışlar.

Babam ve annem 1994 yılında, Yunanistan’a gidip Emanet Çeyiz’in sahiplerini bulmamı ve geri vermemi söylediler. Kabul ettim. 1994 yılında Atina, Selanik, Kozani, Grebena, Edessa, Plotemayda bölgesini köy köy dolaşarak Minoğluları aradım. Bulamadım. 1995 yılında Ayvalık Cunda adasından Rize’ye kadar bölgeye dağılmış 1924’de Mübadele ile Yunanistan’dan Türkiye’ye gelmiş Mübadilleri aradım. Onlarla konuştum, 1996’da tekrar Yunanistan’a gittim.

Üç yıllık aramalardan sonra Volos’da Minoğlu ailesini buldum. Emanet Çeyizleri, Sofiya’nın torunlarına teslim ettim. İşte Emanet Çeyiz bu aramaların, bu hayatın belgesel romanıdır. Emanet Çeyiz, Dostluğun, vefanın, insan sevgisinin, kardeşliğin romanıdır ”

 

Emanet Çeyiz’in aldığı ödüller

 

Kemal Yalçın, bu romanıyla 1998 Abdi İpekçi Dostluk ve Barış Özel Ödülü’nü, 1998 Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı Roman Başarı Ödülü’nü, 1999 Türkiye-Yunanistan Dostluk ve Barış Ödülü’nü ve 2000 Denizli Sanatseverler Derneği Şeref Ödülü’nü almıştır.

Yazarımız, daha sonra “Seninle Güler Yüreğim”, “Sarı Gelin/Sarı Gyalin”, “Hayatta Kalanlar” ve “Anadolu’nun Evlatları” adlı belgesel roman ve hayat hikayelerini kısaca anlattı.

Okuma gününün ikinci bölümüne Ahmet Dümrül’ün kendi kitabından okuduğu şiir ve Can Demirel’in müziğiyle başlandı.

Bu bölümde Kemal Yalçın, bir Türkçe anadili öğretmeni olarak okullarda yaşadıklarını, Amanya’daki eğitim sistemi içinde anadili eğimini ve anadili eğitiminin önemini anlattı.

Bu konudaki sözlerini şöyle özetledi:

 

“Anadili eğitimi bir insan hakkıdır. Her ana baba çocuğuna istediği anadilini öğretme hakkına sahiptir. Bu hak her hangi bir siyasi nedenle engellemez! Anadili eğitimi çocuklarda beyinsel gelişimin ve kültürel kimliğin gelişmesinin temelidir. Anadili olmadan kültürel kimlik sağlıklı bir şekilde gelişemez. Ayrıca iyi bir anadili eğitimi Almanca öğrenimini engellemez, kolaylaştırır. Bu nedenle iki dillilik zenginliktir. Bir lisan, bir insan demektir.”

Kemal yalçın bu bölümde ilkokul öğrencileri için yazıp yayınladığı Almanca-Türkçe ikidilli çocuk kitaplarından örnekler verdi.

“Dedem Almanya’ya Geldiğinde” adlı kitabından öyküler okudu.

Okuma gününün üçüncü bölümünde de Kemal Yalçın sorulara cevaplar verdi.

Kemal Yalçın konuşmasına, “Bir ülkenin içinde ne kadar dil, din, ırk, kültür varsa bu bir zenginliktir. Türkiye, Almanya ve Dünya siz Alevilerle, siz değerli canlarla güzel ve anlamlıdır. İyi ki varsınız! Tek meyveyle bahçe olmaz!” sözleriyle son verdi.

Bu okuma ve söyleşi gününün tadı damağımızda, düşünceleri aklımızda kaldı! Birbirimize doyamadık. Kemal Yalçın’ı, sonbaharda yapacağımız eğitim seminerine tekrar çağıracağız.

Çok meyveli; çok renkli, barış, kardeşlik, huzur ve güven içinde yaşanabilen bir Türkiye, bir Almanya ve bir dünya özlemiyle...

 

22 Haziran 2009,                 Stuttgart Alevi Kültür Merkezi adına Veli Kılınç

-->

Dünya bizim vatanımız

Konuk Defteri

books 925891 1920
Kitaplarım, şiirlerim, edebiyat çalışmalarım hakkında okuyucularımdan, arkadaşlarımdan çeşitli mektuplar, yazılar alıyorum. Bunlardan bazılarını, uygun gördüklerimi burada yayınlıyorum. [Devam]

Eğitim

bookshelf 413705 1920
İlkokuldan sonra Isparta Gönen Öğretmen Okulu’na ve daha sonra da İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’na gittim. Toplam 10 yıl yatılı öğrenci olarak okudum. [Devam oku]

Sipariş

gifts 570821 1920
Bu web sitesinde tanıtılan kitapların tümü buradan sipariş edilebilir. İyi okumalar. [Devam]