“KEMAL YALÇIN YAŞADIĞI TOPRAKLARA, O TOPRAKLARIN İNSANLARINA, TÜRKLERE, RUMLARA, ERMENİLERE, SÜRYANİLERE, LAZLARA… VELHASIL ANADOLU’YA BENZER!”

Süleyman Boz Sempozyum konuşmasında beni böyle tanımladı. Bana şeref verdi. Konuşmasını Denizli'den resimlerle zenginleştirdi. Saygı ve şükranlarımı sunuyor, konuşmasını aynen yayınlıyorum. (Foto: Sabri Varan, 15.12.2017, Duisburg-Essen Üniversitesi)

 

“Bir İnsan Ömrünü Neye Vermeli, Tükenip Gidiyor Ömür Dediğin. Yolda Kalan Da Bir Yürüyen De Bir, Harcanıp Gidiyor Ömür Dediğin.” Batı Anadolu’da dağlar denize dik olarak konumlanır. Dağların arasından denize ulaşan antik Meandros (Büyük Menderes) nehri iç Ege’ye kadar uzanır. Ana damar Dinar’dan çıkar. Sonra Çivril Homa beldesinden çıkan bir kaynak ona eklenir. Katmos(Honaz) dağının güneyinden çıkan Gökpınar Çayı ile beslenir. Katmos’un kuzeyindeki gözlerden çıkan Lykos (Çürüksu) çayı Meandros’un ana kollarından biridir. Lykos, kendi oluşturduğu vadiyi aşarak Buldan, Yenicekent civarında Meandros ile birleşir. Lykos Vadisinde iç Ege’nin en önemli antik kentlerinden 4 tanesi yer alır: Katmos (Honaz ) dağı kuzey eteklerindeki Collessea, Denizli kenti Eskihisar Mahallesi yakınlarındaki Laodikeia, hemen karşısında, Salpakoz (Çökelez Dağı) eteklerinde yer alan Hierapolis (Pamukkale) ve Yenicekent yakınındaki Tripolis.

KEMAL YALÇIN’IN İÇİNDE DOĞDUĞU TOPRAKLAR

Yazar Kemal Yalçın Lykos çayının çıktığı, Katmos Dağı eteklerinde yer alan Collessea antik kentinin hemen komşusu Antik Honai (Honaz) kentinde gözlerini dünyaya açar (1952) Sulak, bereketli toprakları, bin bir çeşit bitki örtüsü, iki farklı etnik yapının (Türk ve Rum) uzantısı bir popülasyon içinde, Türk ve Rum anıları, masalları, türküleri, dilleri arasında büyür. 1924 yılında Yunanistan’dan 1000 kadar mübadil Honaz’a, Rum mahallesine yerleştirilir. Bu insanların anadilleri Yunancadır. Tek kelime Türkçe bilmezler. Kemal Yalçın komşularından çocukluğunda Yunanca öğrenir. Kemal Yalçın’ın romanlarındaki ve yaşam öykülerindeki dünyanın kökleri Honaz’ın, Collessea’nın, Likos vadisinin 3000 yıllık tarihinin derinlerine kadar gider. Kemal’in içine doğduğu, yaşadığı çok zengin tarihi, antik, coğrafi, sosyolojik ve kültürel bir ortamdır. Hristiyanlığın geliştiği, kutsal kitaplarda sözünün edildiği bir dini merkez olmuştur Collessea. Bir taraftan 12. Yüzyılda 21 Ciltlik Historia adlı Ortaçağ tarihinin yazarı Bizans Tarihçisi Honazlı Niketas’ın hemşerisidir Kemal. Diğer taraftan da Aziz Paul’un mektup gönderdiği o kentin sakinidir. Kemal, ilerleyen yıllarda Niketas ve eseri Historia’ya özel ilgi duyacak, İncil’deki Koleselilere Mektuplar’ı ülkesindeki insanlara, doğduğu kentle ilgili ilginç bilgiler aktarmayı sürdürecektir. Türkiye’nin büyük şairlerinden Edip Cansever bir şiirinde: “İnsan yaşadığı yere benzer O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer Suyunda yüzen balığa

Toprağını iten çiçeğe …” der. Kemal de yaşadığı topraklara, o toprakların insanına benzer. Türklere, Rumlara, Ermenilere, Süryanilere, Lazlara… Velhasıl Anadolu’ya.

Bu ilginç coğrafyanın ve kültürün etkisi ile Kemal Isparta Gönen Öğretmen Okulu’nda 12 yaşında ilk şiirini yazar. “AH!” başlıklı şiirde köyüne, anasına hasretini dile getirir. Ah şu anamı bir görsem Eğilip de kuru yüzünden öpsem, Ah! Bu gurbetten kurtulup da Pınar Başın’nda, kırlarda gezsem!

Kemal ilk şiir ve öykülerini Gönen Öğretmen Okulu’nun “GONCA” adlı gazetesinde yayınlar. Kemal yazarlık hayatına şiirle başlar. Sürgün Gülleri adlı ilk şiir kitabı onun sürgün, haymatlos yıllarının şiirlerini, duygularını, hasretlerini içerir. Bu yıllar Kemal’in vatan hasretinden hasta olduğu, Anadolu’nun, Honaz’ın çakır dikenlerini bile özlediği yıllardır. Kemal bu yıllarda bahçesindeki güllerin kokusunu, havasını ister. Ayşe Ablası, cam kavanoz içinde bahçesinin havasını, güllerin, kekiklerin, fesleğenlerin kokusunu gönderir Almanya’ya. Mültecilik ve haymatlos yıllarında, şiir Kemal’in elinden tutmuş, şiir yazarak çıldırmaktan kurtulmuştur. Kemal Sürgün Gülleri adlı şiir dosyası ile 1991 Yılı Petrol İş Şiir Yarışması’nda birinci olur. Fakat Türkiye’ye giriş çıkış yasağı ve hakkında yakalama emri olduğu için ödülünü almaya gidemez. Sonra Almanya’dan bir arkadaşı Türkiye’ye gider, ödülünü alır gelir. Sürgün Gülleri’nin 1. Baskısı Pencere Yayınları’ndan 1993 yılında İstanbul’da yayınlanır. Fakat içindeki “Kürt Kardeşlerim” ve “Musa Anter” adlı şiirleri nedeniyle İstanbul Basın Savcılığı tarafında toplatma kararı verilir. Hakkında dava açılır. Dava 7 yıl sürer ve sonunda beraat eder. Kemal Yalçın Geç Kalan Bahar adlı şiir kitabını 1994 yılında Almanya’da yayınlar. Bu şiir kitabından sonra düz yazıya geçer. Annesinin isteği üzerine Yunanistan’a göçmek zorunda bırakılmış Minoğlu Ailesinin trajik öyküsünü Emanet Çeyiz adlı eserinde anlatır. Bütün Dünya’da yankılanan, ilgi ile karşılanan bu eseri ile ödüller alır, adını duyurur. Emanet Çeyiz ile 1998 Abdi İpekçi Dostluk ve Barış Ödülünü, 1998 Kültür Bakanlığı Roman Ödülünü, 1999 Türkiye-Yunanistan Dostluk ve Barış Ödülü’nü 2000 Denizli Sanatseverler Derneği Onur Ödülü’nü alır. Emanet Çeyiz, 2000 yılında Atina’da yayınlanır. Bestseler olur. O günlerin Refah Partisi Samsun Milletvekilinin TBMM Bütçe Görüşmeleri sırasında Emanet Çeyiz’i şikayet etmesi üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Emanet Çeyiz Yazarı Kemal Yalçın’a ve Doğan Kitap Yayınlarına karşı Türklüğe hakaretten dava açar. Bu dava 2 yıl sürer, dava beraatle sonuçlanır.

KEMAL YALÇIN İLE KARŞILAŞMAMIZ

Denizli’de yaşayan bir mimar, gazete köşe yazarı ve Kültür Sanat Etkinlikleri düzenleyen bir Derneğin yöneticisi olarak, Emanet Çeyiz’in ülkede ve dünyada dalgalandığı o yıllarda tanıştım Kemal Yalçın ile. Kemal’in samimi, sahici, dürüst tavırları arkadaşlığımızın ilerlemesinin kapılarını açtı. Mektuplaşmaya, mesajlaşmaya başladık. Ortak yönlerimizi keşfettik. Yaşadığımız kente ve bölgeye dair ortak etkinliklerde (Söyleşi, imza, konferans vs.), mücadelelerde (Şeyh Bedreddin Caddesi’nin Belediye tarafından adının silinmesine karşı açtığımız dava vb. gibi) yan yana çalıştık. Birlikte TV ve Gazete Röportajları yaptık. Antik Kentleri gezdik. Belediyeleri ziyaret ettik.

Kemal, Memleketine her izinli gelişinde, mutlaka ses getirici, çevreyi aydınlatıcı, siyasal, toplumsal, kültürel ortama müdahale edici etkinliklerde bulunurduk. Bu bazen Mursallı’da Rum Mübadili köylülerle söyleşi ve kitap imza etkinliği olurdu, bazen Tripolis Kazılarını ziyaret olurdu, Bazen Buldan Belediyesi ve tarihi dokusu ile ilgili bir etkinlik olurdu, bazen Kemal’in yeni çıkan bir kitabının tanıtımı ve kokteyli (HAYMATLOS, Şiir Otel kokteyli) olurdu. ÖMRÜNÜ ANADOLU’NUN EVLATLARINI ANLATMAYA HARCADI

Sunumumun başında yer verdiğim türkü sözünde soruyor; “Bir insan ömrünü neye vermeli?” İnsan doğar, büyür, yaşar, yaşlanır, ölür… Bir insan öyle de yaşar, böyle de… Bir insan kendine bahşedilen ömrü öyle ya da böyle harcar gider… Kemal Yalçın ömrünü anayurdundan çeşitli baskılarla, zorlamalarla, eziyetlerle, zulümlerle ayrılmak zorunda kalmış insanların hikâyelerini anlatmaya, yazmaya harcamıştır. Bu insanlar bazen Türk (Doğan Görsev), bazen Rum (Thomas Kosmades), bazen Ermeni (Herman Hintiryan), bazen Süryani (Albert Sevinç, Melke Gabriel) olmuş… Kemal için fark etmez… O, baskı ve zulüm görerek kendi öz yurdundan koparılmış ve göçmek durumunda kalmış insanların bir bakıma mikro destanını, ama geneli ele alındığında 20. ve 21. Yüzyılın Makro Destanını yazmış ve yazmaktadır. Ortaya koyduğu eserleri ile uniktir. Özgündür. 20. Yüzyılın ve 21. Yüzyılın En büyük insani sorunu Göçtür. Bu bazen 1912 Balkan Savaşı ile Türklerin Balkanlardan Anadolu’ya Göçü, bazen 1915’ten sonra Ermeniler’in göçü, 1924 Sonrası Rum ve Türklerin Mübadelesi, Süryanilerin Göçü, Kürtlerin göçü, yoksulların Avrupa ülkelerine işgücü olarak göçü, Aydınların, solcuların göçü… Ortadoğu’da tasarlanarak yaratılan Kanlı Savaşlardan – Körfez Savaşı, Irak Savaşı- Suriye İç savaşından kaçanların göçü… Zoraki göçerlerin iç sızısını Kemal Yalçın iyi bilir… O da bir göçer, o da bir Haymatlos’tur çünkü. 12 Eylül askeri cuntası döneminde ülkesinden kaçmak zorunda bırakılmış bir aydındır.

O SADECE GÖÇERLERİ YAZMADI!

Kemal Yalçın sadece yurdundan ayrılmak zorunda kalanların öykülerini, romanlarını mı yazdı peki? Elbette hayır!.. O, aynı zamanda 8 çocuk kitabı, 3 şiir kitabı, Almanya'daki Anadil Eğitimi, Almanya'daki öğretmenliğinden öyküler, iklim yazıları, küresel ısınmaya karşı yazılar, şiirler de yayınladı. Şiirlerinde, çocuk öykülerinde, beynindeki doğal çevre, yine doğduğu toprakların, Honaz'ın, Anadolu’nun doğal çevresidir.

Yayınlanmış Çocuk Kitapları: Ak Sakallı Dede Yavrusunu Arayan Kuş Dedem Almanya'ya Geldiğinde Kedim Yağmurcuk

Yayına Hazır Çocuk Kitapları: Kiraz Bekçisi, Yanan Ormanların Sevinci Sevgi Duvarı Aştı Altınları Kim Çaldı? Kuyruğunu Yiyen Ejderha Tilki ile Yılan

Kemal Yalçın, aynı zamanda masal, atasözü, deyimler derleyicisidir. Honaz Masalları adlı yayına hazır dosyasında 25 yıldan beri derlediği Honaz masalları, atasözleri, deyimleri vardır. Ayrıca 50 kadar Süryani Masalı, destanı, hayvan hikâyeleri toplamıştır. Yazılarından ve kitaplarından dolayı soruşturmalara, yargılamalara da muhatap olmuştur Kemal. Seninle Güler Yüreğim adlı kitabı, 2001 yılında “üstten gelen baskılara boyun eğen Doğan Kitap Yayınevi tarafından, İstanbul 13. Noteri’nin huzurunda kağıt kıyma makinası ile imha edilmiştir. Kemal Yalçın, kitabını sözleşme hükümlerini ihlal ederek imha eden Doğan Kitap Yayınevi’ne karşı dava açar. Bu dava 13 yıl sürer. Sonunda bu davayı da kazanır.

Kemal hakkında diğer değerli konuşmacılar, burada ayrıntılı sunumlar yapacaktır. Daha fazla uzatmak istemiyorum.

KEMAL YALÇIN’IN ROMAN KAHRAMANI OLARAK “ÇALLI SÜLEYMAN”

Ben İç Ege’de yer alan, Denizli, Çal İlçesi Yukarıseyit köyünde doğmuş dar gelirli bir marangozun 8 çocuğundan biriyim. Menderes’in kıyısında yer alan köyümüz başını da Çökelez dağına yaslar. Zorluklar, yoksulluklar içinde ilk ve orta eğitimimi bitirip İstanbul’da Mimarlık Eğitimi alabilmiş bir şanslı Anadolu evladıyım. Ülkemin siyasal, sosyal, kültürel çalkantıları içinden geçerek bu yaşlara geldim. 12 Mart ve 12 Eylül Askeri Darbelerini yaşadık. Sağ-Sol çatışmalarını, siyasi kavgaları yaşadık. Arkadaşlarımız vuruldu, öldürüldü. Ülkemde 78 Kuşağı denen bir kuşağın temsilcileriyiz. Geldiğimiz yerlere, sıkıntılara karşın ülkemize ve halkımıza borcumuzu; mesleğimizi Anadolu’da icra ederek, siyasette, kültür alanında, belediye meclislerinde, mimarlar odası başkanlığında, Müze Derneği ve Sanatsevenler Derneği gibi sivil toplum kuruluşlarında etkin görevler yaparak, gazete ve dergilerde yazılar yazıp televizyon programları yaparak ödemeye çalıştım ve çalışıyorum. Kemal beni, eşim Firdevs Boz’u, ailemi, yaptığım işlerimi, üniversite yıllarımı daha iyi tanıyıp öğrenmişti. 12 Eylül Askeri Cunta döneminde ben de 7 ay kadar yurdumdan ayrılmak zorunda kalıp Almanya Solingen’de yaşamıştım. Yakın çevremdeki arkadaşlarım, Şiir Otel’in sahibi ve bazı arkadaşlarımız ile birlikte bizim Denizli’de yarattığımız sosyal ve kültürel Aura, Kemal’i etkiledi. Bu etkilenme sonunda aklından bir “Dönem romanı, bir kuşak romanı, tarihsel, sosyolojik, belge ve bilgilere dayanan, gerçek kişilerin kahraman olduğu bir roman yazma fikrini” bize açtı. Ben Kemal’i ve onun janrını, tekniğini, araştırmacı yönünü bildiğim için “Olabilir” şeklinde görüş bildirdim. Diğer arkadaşlar da kabul edince “Aşkla Başladı Her Şey” adlı romanın yazım sürecine başladı sevgili Kemal. Burada sizlerin karşısında eşim Firdevs Boz ile bulunmamın bir nedeni de o romanın kahramanı olmamdan dolayıdır. Beş yıllık bir araştırma ve çalışma sonunda romanı bitirdi. Yazım sürecinde yüzlerce kez mesajlaştık, telefonlaştık. Belge, bilgi, fotoğraf aktarımında bulunduk… Bu belgelerin de Duisburg-Essen Üniversitesi arşivinde yer aldığını dün memnuniyetle gördüm. Bu roman da konusu, kahramanları ve dönemine getirdiği özgün bakışı ile çok ses getirecektir umuyorum. T E Ş E K K Ü R L E R

Kemal Yalçın ve eserlerine dair bu güne dek gazete ve dergilerde birçok yazı yazdım. TV Söyleşileri yaptım. Birlikte söyleşi ve imza etkinlikleri, geziler yaptık. Bunların tüm belgelerini Kemal’e veriyorum. Onun 40. Sanat Yılı Kutlaması için de 4 yıl önce Almanya’ya gelmiş ve Bochum, Heinrich Böll Lisesi Salonundaki programda konuşma yapmıştım. Bu gün “Kemal Yalçın –Anadolu’nun Evlatları Sempozyumu”na beni ve eşim Firdevs Boz’u davet ettiği için sevgili Kemal Yalçın’a ve Profesör Kader Konuk’a çok teşekkür ederim. Ömrünü

Bu insanların destanını, Dramını, trajedisini anlatmaya harcadığı için Kemal’e aşk olsun! Harcadığı ömrü Kemal’e helal olsun ve ömrü bereketlensin! Kendi deyimi ile kaleminin mürekkebi okyanus olsun! Essen Üniversitesi’nin değerli bilim insanlarına, başta Prof. Dr. Kader Konuk ve tüm arkadaşlarına teşekkür ederim. Sevgili Kemal’in kitaplarında yer alan tüm Anadolu’nun evlatlarına, Onur’a, Herman’a, Agop’a, Ohannes’e, Albert’e, Melke’ye daha yüzlercesine teşekkür ediyorum. Bu salonu dolduran siz Kemal Yalçın dostlarına, her ulustan, etnik yapıdan insanlara, Kemal Yalçın okuyucularına teşekkür ediyorum.

“Bir İnsan Ömrünü Neye Vermeli, Para Mı Onur Mu Kaç Dikenli Yol? Ağacın Köküne İnmek Mi Yoksa, Çırpınıp Duruyor Yaprak Dediğin.”

Essen, 15.12. 2017 Mimar-Yazar Süleyman Boz

Yeni Kitap

SüryanilerVeSEYFO kitap kapaklari
Bu kitabımda, dünden bugüne Süryanilerin tarihini, 1915’te SEYFO olarak adlandırılan soykırım sırasında Süryanilerin başlarına gelenleri... [Devam]

Özyaşam

kemalyalcin1
Kemal Yalçın, 05.09.1952 günü Denizli'nin Honaz bucağında doğdu. Isparta Gönen Öğretmen Okulu'nda okudu. İstanbul Çapa...[Devam oku]

 

Kitaplar

books 1149959 1920
İlk şiirimi 1964 yılında, Isparta Gönen Öğretmen Okulu birinci sınıf öğrencisi iken yazmıştım. Düzenli yazmaya 1973’de başladım. [Devam oku]

Şiirler

young girl 1149701 1920
Yazarlık hayatıma şiirle başladım. En zor günlerimde, en yalnız anlarımda, en duygusal hallerimde şiir benim elimden tuttu. [Devam oku]

Yazılar

book 1091627 1920
Şiir, öykü ve romanın dışında, düşünce ve görüşlerimi deneme, makale, gazete yazısı biçimlerinde dile getiriyorum. [Devam oku]

Yazarlar

fgd
Bu dünya gelimli gidimli bir dünya. Sevgili dostlarımı, değerli yazar arkadaşlarımı birer birer sonsuzluğa uğurladık. Onları bu sayfada... [Devam oku]

Dünya bizim vatanımız

Konuk Defteri

books 925891 1920
Kitaplarım, şiirlerim, edebiyat çalışmalarım hakkında okuyucularımdan, arkadaşlarımdan çeşitli mektuplar, yazılar alıyorum. Bunlardan bazılarını, uygun gördüklerimi burada yayınlıyorum. [Devam]

Eğitim

bookshelf 413705 1920
İlkokuldan sonra Isparta Gönen Öğretmen Okulu’na ve daha sonra da İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’na gittim. Toplam 10 yıl yatılı öğrenci olarak okudum. [Devam oku]

Sipariş

gifts 570821 1920
Bu web sitesinde tanıtılan kitapların tümü buradan sipariş edilebilir. İyi okumalar. [Devam]