Mevlana Yılı’nın son günlerindeyiz. Kurban Bayramı, Noel Bayramı ve yılbaşının ard ardına kutlandığı bir zamandayız. Bayram hazırlıkları çoktan yapıldı. Okullar, sokaklar, evler, işyerleri çoktan süslendi. İlkokullarda „Weihnacht“ şarkıları söylendi. Sınıflara „Demreli Nikolaus“ geldi, hediyeler dağıttı.

Müslümanlar Kurban Bayramı vecibelerini yerine getirmeye çalıştılar.

Dini bayramlar karşılıklı sevgi, saygı ve barış kültürüyle güzelleşiyor. Dinler arasındaki barışçı ilişkiler, farklı inançlardaki inasanlar arasındaki dostluk ilişkileri böyle günlerde canlanıyor.

Dünya her dinden, her renkten insanlara yetecek kadar büyük. Mutluluklar ve güzellikler sınırsız. Yeter ki gönlümüz geniş, kalbimiz temiz olsun!

 

Bir ülkede ne kadar çok çeşitli din, dil, ırk, kültür varsa, bir ülkede barış ve huzur varsa; o ülke o kadar zengin olur. Tek meyve ile bahçe olmaz. Türkler, göçmenler, yabancılar, Müslümanlar, Budistler, Museviler vb. Almanya için bir zenginliktir.

 

*

 

Felsefede yüzde yüz doğru ya da yanlış yoktur. Hayat daima çok yönlü ve çok renklidir. Bilgi de böyledir. Bilgilerimizin doğruluğu yada yanlışlığı bu gün sahip olduğumuz bilgi birikimlerine göre değişebilir. İnsanlık bir zamanlar dünyayı tepsi biçiminde tasavvur etmişti. Binlerce yıl insanlar, bilim adamları güneşin dünya etrafında döndüğünü, evrenin merkezinin dünya, dünyanın merkezinin de Kudüs olduğuna  yüzde yüz kesin bir doğruluk olarak kabul ediyordu.

„Hayır! Dünya yuvarlaktır. Dünya kendi etrafında ve güneş etrafında döner. Evrenin merkezi dünya değildir!“ diyen bilim adamları Engizisyon mahkemelerinde yargılanıp cezalandırılmışlardı.

Şimdi, „Güneş dünya etrafında döner!“ diyenlere ilkokul çocukları bile güler.

Bilim tarihinde böyle yanılgılar çoktur. Bilimin ve bilginin gelişmesi, içindeki yanlışları, yanılgıları ayıklaya ayıklaya olur.

Elli yıl sonra, yüz yıl, bin yıl sonra insanlar bakalım bugünün insanlarının yani bizlerin  nelerine gülecekler? Bakalım bugün yüzde yüz mutlak doğru olarak kabul edilen bilgiler ne zaman çocukların bile güldüğü yanılgılar, yanlışlar haline gelecek?

Kıssadan hisse! Birbirimize karşı, farklılıklara karşı daha hoşgörülü, daha saygılı olalım! Gelecekteki insanları kendimize daha fazla güldürmeyelim!

 

*

Doğadaki  ve toplumdaki olaylar olumlu ve olumsuz özellikleri, birbirine zıt güçleri, biribirine ters gelişmeleri içinde taşır. Yarısına kadar su dolu bir bardağı, kimisi „yarısına kadar dolu!“, kimisi „yarısına kadar boş!“ olarak görür.

Ben bardağı yarısına kadar dolu görenlerdenim. Hayata umutlu ve iyimser bakıyorum. Bu boş bir umut ya da kuru bir hayal değil. Bence hayatın gerçekliği böyle. Bugün size bana göre umutlu, güzel gelişmelerden söz etmek istiyorum.

 

*

 

Almanya’da eğitim denilince aklımıza hemen yabancılar, yabancılar denilince de Türkler geliyor. Yabancı öğrencilerin, özellikle de Türk çocuklarının başarısızlıkları, şiddet eğilimi göstermeleri, okullarda problem yaratmalarından konuşuluyor. Bu konuşmalardan, gözlemlerden kalkarak tek yönlü olumsuz sonuçlara varılıyor. Bu tür yorumlamalar ve değerlendirmeler Türkler arasında çok yaygın. Bazıları Almanya’da yetişen gençlere „Kaybedilmiş nesil!“ damgasını vuruyor. Kimileri „Bunlar adam olmaz!“ deyip olumsuz genellemeler yapıyor. Kısacası kimi insanlar tek tek ağaçlara  bakarken ormanı gözden kaybediyor.

Almanya’da 2006-2007 ders yılında ilk ve orta öğretim alanında toplam on milyon dolayında öğrenci eğitim görüyordu. Bunun bir milyon kadarı göçmen aile çocuklarıdır. Bunların da yarısı, yani beş yüz bin kadarı Türkiye kökenli ailelerin çocuklarıdır.

NRW Eyaleti’ndeki toplam öğrenci sayısı 2,5 milyon kadardır. Bunların 360 bin kadarı yabancı, yabancıların da 178 bini Türktür. Türk çocuklarından 25 bin kadarı „Sonderschule“ denilen öğrenme yada bedensel engelli öğrencilerin gittiği okullara gitmektedir. Bu sayı Almanlara göre yüksektir. Ciddi bir eğitim sorunudur.

Ama 16.005 gencimiz „Gymnasium“a, 22 243 öğrencimiz „Gesamtschule“ye devam etmektedir. „Gymnasium“a ve „Gesamtschule“ye giden gençlerimizin oranı tüm yabancı gençler ortalamasının üstündedir.

35 000 dolayındaki gencimiz üniversite ve yüksek okullara devam etmektedir.

Kendi alanlarında öne çıkan, yetenekli öğrencilerimizin sayıları giderek artmaktadır.

Bilimsel çalışmalar zaman içinde gelenek ve eğilim haline gelir. Almanya’da bilim geleneği, Rönesans ve Reform hareketlerinden, Aydınlanma sürecinden sonra gelen dört yüz yıllık bir dönemde oluşmuştur.  Osmanlı’dan bu yana  Türk toplumu ne Rönesans, ne Reform, ne de Aydınlanma hareketlerini yaşamadı. Almanya’ya geleli daha elli yıl olmadı. 1960’lar sonrası çoğumuz kara sabanı bırakıp akar bandların başına geçmiştik. Bu kadar kısa bir sürede Alman toplum hayatına, bilim ve kültür dünyasına uyumda zorlandık. Ama  uyumsuzluğun bataklığına saplanmadık. Çocuklarımızın % 20 kadarı eğitim sorunları yaşamakta, başarısız olmaktadır. Ama %80 kadarı yani çoğunluğu okullarını bitirmekte, meslek sahibi olmakta, birçok gencimiz okul hayatını başarıyla tamamlamaktadır.

Bu nedenle Almanya’daki gençlerimiz kazanılmış gençler olacaktır. Onlar bizim umudumuz ve geleceğimizdir.

 

*

2007 yılı, dünyada “Mevlana yılı” olarak çeşitli etkinliklerle kutlandı. Bu da bir güzellik ve umutlu bir olaydı.

Mevlana Celaleddin-i Rumi, 1207 yılında şimdiki Afganistan sınırları içindeki Belh şehrinde doğmuştu. Ailesi 1218’de, Moğol akınları yüzünden Belh’ten ayrıldı. İran, Irak üzerinden geçerek on yıllık bir yolculuktan sonra Konya’ya gelip yerleşti. Mevlana Konya’ya geldiğinde 21 yaşındaydı. Hayatının sonuna kadar Konya’da yaşadı. 1273 yılında Konya’da vefat etti. Mezarı Konya’dadır.

Mevlana’nın anadili ve yazı dili Farsça idi. Türkçe eser yazmadı. Buna rağmen Anadolu insanı onu kendisinin bir parçası, Anadolu kültür dünyasının temellerinden biri olarak kabul etti. Dili Farsça olan Mevlana Anadolu için bir zenginliktir.

Mevlana’nın yedi öğüdü ve bir şiiri Mevlana yılından aklımızda kalsın:

* Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol!

* Şefkat ve merhamette güneş gibi ol!

* Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol!

* Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol!

* Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol!

* Hoşgörülülükte deniz gibi ol!

* Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!

 

Yeniliğe Doğru

 

Her gün bir yerden göçmek ne iyi.

Her gün bir yere konmak ne güzel.

Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.

Dünle beraber gitti, cancağzım

Ne kadar söz varsa düne ait.

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

(Türkçeleştiren: A. Kadir)

 

*

Bu yazıyı ikinci bayram günü okuyacaksınız. Hepinizin bayramını kutluyor, sağlıklı, huzurlu, neşeli, sevgi ve sevinç dolu günler diliyorum. Aynı duygularla tüm Hıristiyanların Noel Bayramlarını da kutluyorum. Barış, sevgi, kardeşlik ve mutluluk içinde geçen Noel günleri diliyorum. Ayrıca hepinize sağlıklı, umutlu, başarılı bir yeni yıl diliyorum.

 

Bochum, 16 Aralık 2007                                           Kemal Yalçın

 

Yeni Kitap

SüryanilerVeSEYFO kitap kapaklari
Bu kitabımda, dünden bugüne Süryanilerin tarihini, 1915’te SEYFO olarak adlandırılan soykırım sırasında Süryanilerin başlarına gelenleri... [Devam]

Özyaşam

kemalyalcin1
Kemal Yalçın, 05.09.1952 günü Denizli'nin Honaz bucağında doğdu. Isparta Gönen Öğretmen Okulu'nda okudu. İstanbul Çapa...[Devam oku]

 

Kitaplar

books 1149959 1920
İlk şiirimi 1964 yılında, Isparta Gönen Öğretmen Okulu birinci sınıf öğrencisi iken yazmıştım. Düzenli yazmaya 1973’de başladım. [Devam oku]

Şiirler

young girl 1149701 1920
Yazarlık hayatıma şiirle başladım. En zor günlerimde, en yalnız anlarımda, en duygusal hallerimde şiir benim elimden tuttu. [Devam oku]

Yazılar

book 1091627 1920
Şiir, öykü ve romanın dışında, düşünce ve görüşlerimi deneme, makale, gazete yazısı biçimlerinde dile getiriyorum. [Devam oku]

Yazarlar

fgd
Bu dünya gelimli gidimli bir dünya. Sevgili dostlarımı, değerli yazar arkadaşlarımı birer birer sonsuzluğa uğurladık. Onları bu sayfada... [Devam oku]


Mevlana Yılı’nın son günlerindeyiz. Kurban Bayramı, Noel Bayramı ve yılbaşının ard ardına kutlandığı bir zamandayız. Bayram hazırlıkları çoktan yapıldı. Okullar, sokaklar, evler, işyerleri çoktan süslendi. İlkokullarda „Weihnacht“ şarkıları söylendi. Sınıflara „Demreli Nikolaus“ geldi, hediyeler dağıttı.

Müslümanlar Kurban Bayramı vecibelerini yerine getirmeye çalıştılar.

Dini bayramlar karşılıklı sevgi, saygı ve barış kültürüyle güzelleşiyor. Dinler arasındaki barışçı ilişkiler, farklı inançlardaki inasanlar arasındaki dostluk ilişkileri böyle günlerde canlanıyor.

Dünya her dinden, her renkten insanlara yetecek kadar büyük. Mutluluklar ve güzellikler sınırsız. Yeter ki gönlümüz geniş, kalbimiz temiz olsun!

 

Bir ülkede ne kadar çok çeşitli din, dil, ırk, kültür varsa, bir ülkede barış ve huzur varsa; o ülke o kadar zengin olur. Tek meyve ile bahçe olmaz. Türkler, göçmenler, yabancılar, Müslümanlar, Budistler, Museviler vb. Almanya için bir zenginliktir.

 

*

 

Felsefede yüzde yüz doğru ya da yanlış yoktur. Hayat daima çok yönlü ve çok renklidir. Bilgi de böyledir. Bilgilerimizin doğruluğu yada yanlışlığı bu gün sahip olduğumuz bilgi birikimlerine göre değişebilir. İnsanlık bir zamanlar dünyayı tepsi biçiminde tasavvur etmişti. Binlerce yıl insanlar, bilim adamları güneşin dünya etrafında döndüğünü, evrenin merkezinin dünya, dünyanın merkezinin de Kudüs olduğuna  yüzde yüz kesin bir doğruluk olarak kabul ediyordu.

„Hayır! Dünya yuvarlaktır. Dünya kendi etrafında ve güneş etrafında döner. Evrenin merkezi dünya değildir!“ diyen bilim adamları Engizisyon mahkemelerinde yargılanıp cezalandırılmışlardı.

Şimdi, „Güneş dünya etrafında döner!“ diyenlere ilkokul çocukları bile güler.

Bilim tarihinde böyle yanılgılar çoktur. Bilimin ve bilginin gelişmesi, içindeki yanlışları, yanılgıları ayıklaya ayıklaya olur.

Elli yıl sonra, yüz yıl, bin yıl sonra insanlar bakalım bugünün insanlarının yani bizlerin  nelerine gülecekler? Bakalım bugün yüzde yüz mutlak doğru olarak kabul edilen bilgiler ne zaman çocukların bile güldüğü yanılgılar, yanlışlar haline gelecek?

Kıssadan hisse! Birbirimize karşı, farklılıklara karşı daha hoşgörülü, daha saygılı olalım! Gelecekteki insanları kendimize daha fazla güldürmeyelim!

 

*

Doğadaki  ve toplumdaki olaylar olumlu ve olumsuz özellikleri, birbirine zıt güçleri, biribirine ters gelişmeleri içinde taşır. Yarısına kadar su dolu bir bardağı, kimisi „yarısına kadar dolu!“, kimisi „yarısına kadar boş!“ olarak görür.

Ben bardağı yarısına kadar dolu görenlerdenim. Hayata umutlu ve iyimser bakıyorum. Bu boş bir umut ya da kuru bir hayal değil. Bence hayatın gerçekliği böyle. Bugün size bana göre umutlu, güzel gelişmelerden söz etmek istiyorum.

 

*

 

Almanya’da eğitim denilince aklımıza hemen yabancılar, yabancılar denilince de Türkler geliyor. Yabancı öğrencilerin, özellikle de Türk çocuklarının başarısızlıkları, şiddet eğilimi göstermeleri, okullarda problem yaratmalarından konuşuluyor. Bu konuşmalardan, gözlemlerden kalkarak tek yönlü olumsuz sonuçlara varılıyor. Bu tür yorumlamalar ve değerlendirmeler Türkler arasında çok yaygın. Bazıları Almanya’da yetişen gençlere „Kaybedilmiş nesil!“ damgasını vuruyor. Kimileri „Bunlar adam olmaz!“ deyip olumsuz genellemeler yapıyor. Kısacası kimi insanlar tek tek ağaçlara  bakarken ormanı gözden kaybediyor.

Almanya’da 2006-2007 ders yılında ilk ve orta öğretim alanında toplam on milyon dolayında öğrenci eğitim görüyordu. Bunun bir milyon kadarı göçmen aile çocuklarıdır. Bunların da yarısı, yani beş yüz bin kadarı Türkiye kökenli ailelerin çocuklarıdır.

NRW Eyaleti’ndeki toplam öğrenci sayısı 2,5 milyon kadardır. Bunların 360 bin kadarı yabancı, yabancıların da 178 bini Türktür. Türk çocuklarından 25 bin kadarı „Sonderschule“ denilen öğrenme yada bedensel engelli öğrencilerin gittiği okullara gitmektedir. Bu sayı Almanlara göre yüksektir. Ciddi bir eğitim sorunudur.

Ama 16.005 gencimiz „Gymnasium“a, 22 243 öğrencimiz „Gesamtschule“ye devam etmektedir. „Gymnasium“a ve „Gesamtschule“ye giden gençlerimizin oranı tüm yabancı gençler ortalamasının üstündedir.

35 000 dolayındaki gencimiz üniversite ve yüksek okullara devam etmektedir.

Kendi alanlarında öne çıkan, yetenekli öğrencilerimizin sayıları giderek artmaktadır.

Bilimsel çalışmalar zaman içinde gelenek ve eğilim haline gelir. Almanya’da bilim geleneği, Rönesans ve Reform hareketlerinden, Aydınlanma sürecinden sonra gelen dört yüz yıllık bir dönemde oluşmuştur.  Osmanlı’dan bu yana  Türk toplumu ne Rönesans, ne Reform, ne de Aydınlanma hareketlerini yaşamadı. Almanya’ya geleli daha elli yıl olmadı. 1960’lar sonrası çoğumuz kara sabanı bırakıp akar bandların başına geçmiştik. Bu kadar kısa bir sürede Alman toplum hayatına, bilim ve kültür dünyasına uyumda zorlandık. Ama  uyumsuzluğun bataklığına saplanmadık. Çocuklarımızın % 20 kadarı eğitim sorunları yaşamakta, başarısız olmaktadır. Ama %80 kadarı yani çoğunluğu okullarını bitirmekte, meslek sahibi olmakta, birçok gencimiz okul hayatını başarıyla tamamlamaktadır.

Bu nedenle Almanya’daki gençlerimiz kazanılmış gençler olacaktır. Onlar bizim umudumuz ve geleceğimizdir.

 

*

2007 yılı, dünyada “Mevlana yılı” olarak çeşitli etkinliklerle kutlandı. Bu da bir güzellik ve umutlu bir olaydı.

Mevlana Celaleddin-i Rumi, 1207 yılında şimdiki Afganistan sınırları içindeki Belh şehrinde doğmuştu. Ailesi 1218’de, Moğol akınları yüzünden Belh’ten ayrıldı. İran, Irak üzerinden geçerek on yıllık bir yolculuktan sonra Konya’ya gelip yerleşti. Mevlana Konya’ya geldiğinde 21 yaşındaydı. Hayatının sonuna kadar Konya’da yaşadı. 1273 yılında Konya’da vefat etti. Mezarı Konya’dadır.

Mevlana’nın anadili ve yazı dili Farsça idi. Türkçe eser yazmadı. Buna rağmen Anadolu insanı onu kendisinin bir parçası, Anadolu kültür dünyasının temellerinden biri olarak kabul etti. Dili Farsça olan Mevlana Anadolu için bir zenginliktir.

Mevlana’nın yedi öğüdü ve bir şiiri Mevlana yılından aklımızda kalsın:

* Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol!

* Şefkat ve merhamette güneş gibi ol!

* Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol!

* Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol!

* Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol!

* Hoşgörülülükte deniz gibi ol!

* Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!

 

Yeniliğe Doğru

 

Her gün bir yerden göçmek ne iyi.

Her gün bir yere konmak ne güzel.

Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.

Dünle beraber gitti, cancağzım

Ne kadar söz varsa düne ait.

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

(Türkçeleştiren: A. Kadir)

 

*

Bu yazıyı ikinci bayram günü okuyacaksınız. Hepinizin bayramını kutluyor, sağlıklı, huzurlu, neşeli, sevgi ve sevinç dolu günler diliyorum. Aynı duygularla tüm Hıristiyanların Noel Bayramlarını da kutluyorum. Barış, sevgi, kardeşlik ve mutluluk içinde geçen Noel günleri diliyorum. Ayrıca hepinize sağlıklı, umutlu, başarılı bir yeni yıl diliyorum.

 

Bochum, 16 Aralık 2007                                           Kemal Yalçın

 

-->

Dünya bizim vatanımız

Konuk Defteri

books 925891 1920
Kitaplarım, şiirlerim, edebiyat çalışmalarım hakkında okuyucularımdan, arkadaşlarımdan çeşitli mektuplar, yazılar alıyorum. Bunlardan bazılarını, uygun gördüklerimi burada yayınlıyorum. [Devam]

Eğitim

bookshelf 413705 1920
İlkokuldan sonra Isparta Gönen Öğretmen Okulu’na ve daha sonra da İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’na gittim. Toplam 10 yıl yatılı öğrenci olarak okudum. [Devam oku]

Sipariş

gifts 570821 1920
Bu web sitesinde tanıtılan kitapların tümü buradan sipariş edilebilir. İyi okumalar. [Devam]