Dün gibi, bu gün gibi, Türkiye´den Almanya´ya işçi göçü başlayalı kırk yılı geçti. Dile kolay... Dört ay değil, dört mevsim değil; dolu dolu kırk yıl...

Nerden nereye! Atalarımız Orta Asya´dan boy boy, aşiret aşiret; kavga dövüş, sınırları aşa aşa; kona göçe kona göçe,  Anadolu kapılarına bin yıl kadar önce gelmişlerdi.

Geldiğimizde Anadolu´da on bin yıllık medeniyetin izleri vardı.

Geldiğimizde Anadolu´da Bizans İmparatorluğu hüküm sürüyordu.

Geldiğimizde Anadolu´da Bizanslılar, Rumlar, Ermeniler, Kürtler, Cenevizliler, Süryaniler yaşıyordu. Anadolu o zamanlar “Rum ülkesi” olarak anılıyordu.

Anadolu´ya zorla, savaşa savaşa Malazgirt´ten girmişiz. Savaşa savaşa yaklaşık 250 yılda Malazgirt´ten Bursa´ya gelip, Söğüt kasabasında Osmanlı Beyliği´ni kurmuşuz.

Yıkılmaz, yenilmez sanılan Osmanlı İmparatorluğu değişen zamana uyamamış; bilimde, teknikte, sanatta, felsefi düşüncede gerileye gerileye kendi kendini tüketmiş;  altı asır sonra yıkılıp gitmiş. Bu yıkıntılar üzerinde bir Cumhuriyet kurmuşuz.

Anadolu´nun Türkleştirilmesini, İslamlaştırılmasını yakın zamanlarda tamamlamışız. “Rum ülkesi”ni, bin yılda“Türk ülkesi” yapmışız.

Ama “Türk ülkesi” kendi evlatlarını doyuramaz olmuş sonunda.

Düşmüşüz yollara; trenler dolusu, uçaklar dolusu gelmişiz Avrupa´nın, Almanya´nın fabrikalarına...

Başka gidecek yol, yurt edinecek toprak yok artık...

İnsan yeşil bir çimen gibi... Nerede bir avuç toprak, nerede bir yudum mutluluk bulsa yeşerir, kök salar dağa taşa, köye kentte...

Kırk yılcık bir zamanda “Alman Ülkesi”ne kök saldık. Beş yüz bin kadarımız  “Türkiye Kökenli Alman Vatandaşı” oldu şimdiden.

Giderek Türkiye ile bağlar inceliyor. Giderek içinde yaşadığımız, karnımızı, kafamızı doyurduğumuz toplum ile bin bir türlü ilişkiler içinde huzur ve mutluluğumuzu arar olduk.

Alman toplumunun çalışma ve üretim sistemi ile çoktan kaynaştık. Fabrikalarda, iş yerlerinde, akar bandların, üretim tezgahlarının başında Almanı, Yunanı, Arabı; siyahı, beyazı, sarısı  alın terlerimizi akıtıyoruz. Dillerimiz, dinlerimiz ayrı; alın terlerimizin, göz yaşlarımızın rengi bir.

Ama henüz gözümüzün önündeki evren ile, kafamızın içindeki dünya uyuşamadı. Bu uyumsuzluğu artıran çok çeşitli nedenler; bu uyumsuzluktan medet uman insanlar, partiler, tarikatlar var.

Aynı zamanda gözümüzün önündeki evrenle, kafamızın içindeki dünyanın barış içinde, karşılıklı hoşgörü ve saygı temelinde uyumunu gerektiren güçlü ve güzel gelişmeler de var.

Hayatın dünden bu güne, bu günden yarına durdurulmaz akışı, kültürel dünyaların adım adım, nakış nakış karşılıklı etkileşimine kucak açıyor.

Şimdi size küçücük, umutlu, sevimli bir tomurcuğun açışından söz etmek istiyorum.

 

Calw ve Çevresi Türkiye Halk Derneği´nde Hermann Hesse anıldı

 

Baden-Württemberg Eyaleti´nde; Karaormanlar´da, Nagold nehri vadisinde şirin bir kent vardır. Burası, Hermann Hesse´nin doğduğu Calw´dir.

Calw, Hermann Hesse´nin doğum yeri olarak ünlenmiştir.

Calw Belediyesi, Baden-Württemberg Eyalet Başbakanı Erwin Teufel´in himayesinde, 2002´yi, “Hermann Hesse Yılı” olarak kutlamaya hazırlanıyor.

Hermann Hesse´nin 125.Doğum yılında Calw, edebi toplantılara, sempozyumlara, kültürel etkinliklere, okuma ve söyleşi günlerine kucak açacak.

“2002 Hermann Hesse Festifali” 29 Haziran, Cumartesi günü resmen açılacak ve yıl sonuna kadar devam edecek.

Calw ve çevresinde beş bin kadar Türkiye kökenli göçmen yaşıyor.

Calw Belediyesi Kültür Dairesi ile Calw ve Çevresi Türkiye Halk Derneği, Hermann Hesse  Festifali etkinliklerine Türkiye kökenli göçmenlerin ilgisini ve katılımını artırabilmek için ortak çalışmalara başlamışlar.

Bu ortak kültürel etkinliklerden ilki 27 Nisan 2002, Cumartesi günü, Türkiye Halk Derneği salonunda gerçekleştirildi.

Calw´li Hermann Hesse, Almanya´da, Türkler tarafından, ilk olarak Calw ve Çevresi Türkiye Halk Derneği´nde anıldı. Hermann Hesse´nin yaşamı, edebi ve barışçı kişiliği üzerinde duruldu.

Dernek Başkanı Rıza Yavuz, kültürel çalışmalarının amacını şöyle açıkladı:

 “2002 hem Hermann Hesse, hem de Nazım Hikmet yılıdır. Biz Türkiye Halk Derneği olarak Hesse´yi Türklere; Nazım´ı Calwlılara tanıtmak ve bu iki edebi kişilik arasında kültür köprüsü kurmak istiyoruz. Artık Calw´lı olduk. İçinde yaşadığımız kentin ve Alman toplumunun kültürel değerlerini tanımak, öğrenmek, özümlemek; Türk kültürünün seçkin değerlerini de Calw´lılara, Almanlara sunmayı birlikte yaşamanın, toplumsal uyumun gereği sayıyoruz.”

Toplantının başlangıcında, 26 Nisan günü Erfurt Gutemberg Lisesi´nde meydana gelen acı olayda yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşunda bulunuldu.

Toplantıya yerel Alman basını ilgi gösterdi.

Calw Kültür Dairesi Müdürü Prof. Dr. Uli Rothfuss, Hermann Hesse´nin yaşamı ve edebi kişiliği üzerinde durdu. Dinleyicileri Hermann Hesse Yılı etkinliklerine katılmaya çağırdı.

Önümüzdeki günlerde, Türkiye Halk Derneği, Belediye Kültür Dairesi ile ortaklaşa olarak Nazım Hikmet´i anmaya hazırlanıyor.

İleriye, güzele, barışçı bir dünyaya doğru akan büyük nehir, kendi kendini arıtarak; içindeki geçmiş zaman artıklarını kıyılara atarak berraklaşıyor, aydınlanıyor. İğtiğimiz su, dünkü bulanık su değil artık.

 

Bochum, 11 Mayıs 2002                               Kemal Yalçın

 

 

 

 

Yeni Kitap

SüryanilerVeSEYFO kitap kapaklari
Bu kitabımda, dünden bugüne Süryanilerin tarihini, 1915’te SEYFO olarak adlandırılan soykırım sırasında Süryanilerin başlarına gelenleri... [Devam]

Özyaşam

kemalyalcin1
Kemal Yalçın, 05.09.1952 günü Denizli'nin Honaz bucağında doğdu. Isparta Gönen Öğretmen Okulu'nda okudu. İstanbul Çapa...[Devam oku]

 

Kitaplar

books 1149959 1920
İlk şiirimi 1964 yılında, Isparta Gönen Öğretmen Okulu birinci sınıf öğrencisi iken yazmıştım. Düzenli yazmaya 1973’de başladım. [Devam oku]

Şiirler

young girl 1149701 1920
Yazarlık hayatıma şiirle başladım. En zor günlerimde, en yalnız anlarımda, en duygusal hallerimde şiir benim elimden tuttu. [Devam oku]

Yazılar

book 1091627 1920
Şiir, öykü ve romanın dışında, düşünce ve görüşlerimi deneme, makale, gazete yazısı biçimlerinde dile getiriyorum. [Devam oku]

Yazarlar

fgd
Bu dünya gelimli gidimli bir dünya. Sevgili dostlarımı, değerli yazar arkadaşlarımı birer birer sonsuzluğa uğurladık. Onları bu sayfada... [Devam oku]


Dün gibi, bu gün gibi, Türkiye´den Almanya´ya işçi göçü başlayalı kırk yılı geçti. Dile kolay... Dört ay değil, dört mevsim değil; dolu dolu kırk yıl...

Nerden nereye! Atalarımız Orta Asya´dan boy boy, aşiret aşiret; kavga dövüş, sınırları aşa aşa; kona göçe kona göçe,  Anadolu kapılarına bin yıl kadar önce gelmişlerdi.

Geldiğimizde Anadolu´da on bin yıllık medeniyetin izleri vardı.

Geldiğimizde Anadolu´da Bizans İmparatorluğu hüküm sürüyordu.

Geldiğimizde Anadolu´da Bizanslılar, Rumlar, Ermeniler, Kürtler, Cenevizliler, Süryaniler yaşıyordu. Anadolu o zamanlar “Rum ülkesi” olarak anılıyordu.

Anadolu´ya zorla, savaşa savaşa Malazgirt´ten girmişiz. Savaşa savaşa yaklaşık 250 yılda Malazgirt´ten Bursa´ya gelip, Söğüt kasabasında Osmanlı Beyliği´ni kurmuşuz.

Yıkılmaz, yenilmez sanılan Osmanlı İmparatorluğu değişen zamana uyamamış; bilimde, teknikte, sanatta, felsefi düşüncede gerileye gerileye kendi kendini tüketmiş;  altı asır sonra yıkılıp gitmiş. Bu yıkıntılar üzerinde bir Cumhuriyet kurmuşuz.

Anadolu´nun Türkleştirilmesini, İslamlaştırılmasını yakın zamanlarda tamamlamışız. “Rum ülkesi”ni, bin yılda“Türk ülkesi” yapmışız.

Ama “Türk ülkesi” kendi evlatlarını doyuramaz olmuş sonunda.

Düşmüşüz yollara; trenler dolusu, uçaklar dolusu gelmişiz Avrupa´nın, Almanya´nın fabrikalarına...

Başka gidecek yol, yurt edinecek toprak yok artık...

İnsan yeşil bir çimen gibi... Nerede bir avuç toprak, nerede bir yudum mutluluk bulsa yeşerir, kök salar dağa taşa, köye kentte...

Kırk yılcık bir zamanda “Alman Ülkesi”ne kök saldık. Beş yüz bin kadarımız  “Türkiye Kökenli Alman Vatandaşı” oldu şimdiden.

Giderek Türkiye ile bağlar inceliyor. Giderek içinde yaşadığımız, karnımızı, kafamızı doyurduğumuz toplum ile bin bir türlü ilişkiler içinde huzur ve mutluluğumuzu arar olduk.

Alman toplumunun çalışma ve üretim sistemi ile çoktan kaynaştık. Fabrikalarda, iş yerlerinde, akar bandların, üretim tezgahlarının başında Almanı, Yunanı, Arabı; siyahı, beyazı, sarısı  alın terlerimizi akıtıyoruz. Dillerimiz, dinlerimiz ayrı; alın terlerimizin, göz yaşlarımızın rengi bir.

Ama henüz gözümüzün önündeki evren ile, kafamızın içindeki dünya uyuşamadı. Bu uyumsuzluğu artıran çok çeşitli nedenler; bu uyumsuzluktan medet uman insanlar, partiler, tarikatlar var.

Aynı zamanda gözümüzün önündeki evrenle, kafamızın içindeki dünyanın barış içinde, karşılıklı hoşgörü ve saygı temelinde uyumunu gerektiren güçlü ve güzel gelişmeler de var.

Hayatın dünden bu güne, bu günden yarına durdurulmaz akışı, kültürel dünyaların adım adım, nakış nakış karşılıklı etkileşimine kucak açıyor.

Şimdi size küçücük, umutlu, sevimli bir tomurcuğun açışından söz etmek istiyorum.

 

Calw ve Çevresi Türkiye Halk Derneği´nde Hermann Hesse anıldı

 

Baden-Württemberg Eyaleti´nde; Karaormanlar´da, Nagold nehri vadisinde şirin bir kent vardır. Burası, Hermann Hesse´nin doğduğu Calw´dir.

Calw, Hermann Hesse´nin doğum yeri olarak ünlenmiştir.

Calw Belediyesi, Baden-Württemberg Eyalet Başbakanı Erwin Teufel´in himayesinde, 2002´yi, “Hermann Hesse Yılı” olarak kutlamaya hazırlanıyor.

Hermann Hesse´nin 125.Doğum yılında Calw, edebi toplantılara, sempozyumlara, kültürel etkinliklere, okuma ve söyleşi günlerine kucak açacak.

“2002 Hermann Hesse Festifali” 29 Haziran, Cumartesi günü resmen açılacak ve yıl sonuna kadar devam edecek.

Calw ve çevresinde beş bin kadar Türkiye kökenli göçmen yaşıyor.

Calw Belediyesi Kültür Dairesi ile Calw ve Çevresi Türkiye Halk Derneği, Hermann Hesse  Festifali etkinliklerine Türkiye kökenli göçmenlerin ilgisini ve katılımını artırabilmek için ortak çalışmalara başlamışlar.

Bu ortak kültürel etkinliklerden ilki 27 Nisan 2002, Cumartesi günü, Türkiye Halk Derneği salonunda gerçekleştirildi.

Calw´li Hermann Hesse, Almanya´da, Türkler tarafından, ilk olarak Calw ve Çevresi Türkiye Halk Derneği´nde anıldı. Hermann Hesse´nin yaşamı, edebi ve barışçı kişiliği üzerinde duruldu.

Dernek Başkanı Rıza Yavuz, kültürel çalışmalarının amacını şöyle açıkladı:

 “2002 hem Hermann Hesse, hem de Nazım Hikmet yılıdır. Biz Türkiye Halk Derneği olarak Hesse´yi Türklere; Nazım´ı Calwlılara tanıtmak ve bu iki edebi kişilik arasında kültür köprüsü kurmak istiyoruz. Artık Calw´lı olduk. İçinde yaşadığımız kentin ve Alman toplumunun kültürel değerlerini tanımak, öğrenmek, özümlemek; Türk kültürünün seçkin değerlerini de Calw´lılara, Almanlara sunmayı birlikte yaşamanın, toplumsal uyumun gereği sayıyoruz.”

Toplantının başlangıcında, 26 Nisan günü Erfurt Gutemberg Lisesi´nde meydana gelen acı olayda yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşunda bulunuldu.

Toplantıya yerel Alman basını ilgi gösterdi.

Calw Kültür Dairesi Müdürü Prof. Dr. Uli Rothfuss, Hermann Hesse´nin yaşamı ve edebi kişiliği üzerinde durdu. Dinleyicileri Hermann Hesse Yılı etkinliklerine katılmaya çağırdı.

Önümüzdeki günlerde, Türkiye Halk Derneği, Belediye Kültür Dairesi ile ortaklaşa olarak Nazım Hikmet´i anmaya hazırlanıyor.

İleriye, güzele, barışçı bir dünyaya doğru akan büyük nehir, kendi kendini arıtarak; içindeki geçmiş zaman artıklarını kıyılara atarak berraklaşıyor, aydınlanıyor. İğtiğimiz su, dünkü bulanık su değil artık.

 

Bochum, 11 Mayıs 2002                               Kemal Yalçın

 

 

 

 

-->

Dünya bizim vatanımız

Konuk Defteri

books 925891 1920
Kitaplarım, şiirlerim, edebiyat çalışmalarım hakkında okuyucularımdan, arkadaşlarımdan çeşitli mektuplar, yazılar alıyorum. Bunlardan bazılarını, uygun gördüklerimi burada yayınlıyorum. [Devam]

Eğitim

bookshelf 413705 1920
İlkokuldan sonra Isparta Gönen Öğretmen Okulu’na ve daha sonra da İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’na gittim. Toplam 10 yıl yatılı öğrenci olarak okudum. [Devam oku]

Sipariş

gifts 570821 1920
Bu web sitesinde tanıtılan kitapların tümü buradan sipariş edilebilir. İyi okumalar. [Devam]